<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YÜRÜYÜŞ SPORU &#8211; e-EĞLENCE</title>
	<atom:link href="https://www.e-eglence.org/tag/yuruyus-sporu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.e-eglence.org</link>
	<description>e-YAŞAM</description>
	<lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 09:17:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.e-eglence.org/wp-content/uploads/2020/08/cropped-eE-32x32.png</url>
	<title>YÜRÜYÜŞ SPORU &#8211; e-EĞLENCE</title>
	<link>https://www.e-eglence.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Olimpiyatların En Tuhaf Sporu</title>
		<link>https://www.e-eglence.org/olimpiyatlarin-en-tuhaf-sporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[e-E]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:16:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[e-BİLGİ]]></category>
		<category><![CDATA[e-MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[YÜRÜYÜŞ SPORU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.e-eglence.org/?p=47893</guid>

					<description><![CDATA[Yürüyüş tarihinin en dikkat çekici noktalarından biri de kadınların bu spora olimpik düzeyde kabul edilmesinin çok uzun sürmesi. Kadınlar çeşitli uluslararası yürüyüş yarışlarına daha...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<style type="text/css">body.kc-css-system .kc-css-3024503 .rst_control_title,body.kc-css-system .kc-css-3024503 .rst_control_title a{color: #000000;}body.kc-css-system .kc-css-3024503 .style-1.rst-style-title .rst_control_title,body.kc-css-system .kc-css-3024503 .style-2.rst-style-title .rst_control_title,body.kc-css-system .kc-css-3024503 .style-3.rst-style-title .rst_control_title,body.kc-css-system .kc-css-3024503 .style-4.rst-style-title .rst_control_title,body.kc-css-system .kc-css-3024503 .style-5.rst-style-title .rst_control_title span,body.kc-css-system .kc-css-3024503 .style-5.rst-style-title .rst_control_title a{background: #f9be00;}</style>
<section class="kc-elm kc-css-244872 kc_row">
<div class="kc-row-container  kc-container">
<div class="kc-wrap-columns">
<div class="kc-elm kc-css-621121 kc_col-sm-12 kc_column kc_col-sm-12">
<div class="kc-col-container">
<div class="kc-elm kc-css-3024503">
<div class="style-4 text-left rst-style-title">
<h1 class="rst_control_title" style="border-width: 1px;border-color: ;">
						Yürüyüşün Gizemli Tarihi&#8230;					</h1>
</p></div>
</p></div>
</p></div>
</div>
</div>
</div>
</section>
<section class="kc-elm kc-css-2445711 kc_row">
<div class="kc-row-container  kc-container">
<div class="kc-wrap-columns">
<div class="kc-elm kc-css-820914 kc_col-sm-12 kc_column kc_col-sm-12">
<div class="kc-col-container">
<div class="kc-elm kc-css-2323587 kc_text_block">
<p><span style="font-family: verdana, geneva; font-size: 10px;">12:01:13</span></p>
<h2>Yürüyüş Sporunun Tuhaf Ve Uzun Tarihi</h2>
<p><span class="rst_dropcap rst_style_2" data-text="B">B</span>ugün olimpiyatlarda gördüğümüz yürüyüş yarışları, ilk bakışta atletizmin en tuhaf disiplinlerinden biri gibi görünebilir. Sporcular olağanüstü bir hızla ilerlerken koşmamaya çalışır, kalçalarını belirgin biçimde sağa sola hareket ettirir ve hakemlerin gözünün önünde adeta <em>&#8220;yürüyor mu, koşuyor mu?&#8221;</em> sınırında dolaşırlar&#8230;</p>
<p>Oysa bu garip görüntünün arkasında 200 yıldan uzun bir geçmiş bulunuyor. Üstelik modern yürüyüş sporunun ortaya çıkışı, başlangıçta olimpiyatlarla veya profesyonel atletizmle değil; bahislerle, aristokratların hizmetkârlarıyla ve 19. yüzyılın son derece popüler uzun mesafe yürüme yarışlarıyla bağlantılı.</p>
<p>Bugünkü adıyla <strong><em>race walking</em></strong>, Türkçede ise genellikle &#8220;<strong>yürüyüş</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>atletizm yürüyüşü</strong>&#8221; olarak adlandırılan bu disiplin, aslında insanların doğal biçimde yürüme hareketini mümkün olduğunca hızlandırma üzerine kurulmuş özel bir dayanıklılık sporudur.</p>
<h3>Her Şey Bahislerle Başladı</h3>
<p>Yürüyüş yarışlarının kökenleri 17. ve 18. yüzyıl İngiltere&#8217;sine kadar uzanıyor. O dönemde aristokratların at arabalarına eşlik eden ve gerektiğinde arabaların hızına ayak uydurmak zorunda kalan hizmetkârları bulunuyordu.</p>
<p>Bu hizmetkârlar arasında kimin daha hızlı yürüdüğü zamanla bir rekabet konusu haline geldi. Sahipleri de bu rekabet üzerine bahis yapmaya başladı. Böylece başlangıçta günlük hayatın bir parçası olan hızlı yürüme, giderek seyirlik bir yarışmaya dönüştü.</p>
<ol start="18">
<li>
<p>ve özellikle 19. yüzyılda bu eğlence daha geniş kitlelere yayıldı. İngiltere ve ABD&#8217;de insanların para ödülleri ve bahisler için birbirleriyle yarıştığı uzun mesafeli yürüme müsabakaları düzenlenmeye başladı.</p>
</li>
</ol>
<p>Bu dönemde sporun adı <strong><em>pedestrianism</em> </strong>idi.</p>
<p>Ancak <strong>pedestrianism</strong>, bugünkü yürüyüş yarışına hiç benzemiyordu. Yarışların mesafeleri olağanüstü uzun olabiliyor, bazı müsabakalar günler boyunca devam ediyordu. Sporcular pistte veya belirlenmiş parkurlarda saatlerce, hatta günlerce yürüyerek dayanıklılıklarını sınamaya çalışıyordu.</p>
<ol start="19">
<li>
<p>yüzyılın ikinci yarısında <strong>pedestrianism</strong>, özellikle İngiltere ve ABD&#8217;de ciddi bir seyirci kitlesine sahip profesyonel bir spor haline geldi. Büyük salonlarda ve hipodrom benzeri alanlarda yarışlar düzenleniyor, seyirciler bahis oynuyor ve başarılı sporcular ciddi para kazanabiliyordu.</p>
</li>
</ol>
<p>Bugünkü ultramaratonların ve bazı çok uzun mesafe dayanıklılık yarışlarının atalarından biri olarak görülebilecek bu dönemde, insanların günler boyunca yürüyerek yüzlerce kilometre katettiği yarışlar düzenleniyordu.</p>
<h3>İnsanlar Günlerce Yürüyordu</h3>
<ol start="19">
<li>
<p>yüzyılın yürüyüş yarışlarının bugünkü spor anlayışından ne kadar farklı olduğunu anlamak için yarış sürelerine bakmak yeterli.</p>
</li>
</ol>
<p>Bazı müsabakalar altı gün boyunca sürüyordu. Amaç belirli bir mesafeyi mümkün olan en kısa sürede tamamlamak değil, verilen süre içinde mümkün olduğunca fazla mesafe katetmekti.</p>
<p>Sporcular günün büyük bölümünü pistte geçiriyor, kısa sürelerle dinleniyor ve ardından yeniden yürümeye devam ediyordu. Bazı yarışmacılar yüzlerce kilometrelik mesafeleri birkaç gün içerisinde tamamlayabiliyordu.</p>
<p>Bu yarışlar dönemin popüler eğlence kültürünün önemli bir parçasıydı. Ancak profesyonel <strong>pedestrianism</strong> zamanla çeşitli sorunlarla karşılaşmaya başladı. Yarışların aşırı uzunluğu, bahis kültürü, sporcuların sağlık durumları ve profesyonel müsabakaların zaman zaman gösteriye dönüşmesi, bu sporun itibarını etkiledi.</p>
<ol start="19">
<li>
<p>yüzyılın sonlarına doğru bisikletin yaygınlaşması ve futbol gibi yeni organize takım sporlarının yükselişi de<strong> pedestrianism</strong>&#8216;in popülerliğini azaltmaya başladı.</p>
</li>
</ol>
<p>Aynı dönemde atletizm de kuralları belirlenmiş, amatörlük anlayışına dayanan daha düzenli bir spor haline geliyordu. Yürüyüş de bu dönüşümün dışında kalmadı.</p>
<h3>Yürüyüş Kuralları Nasıl Ortaya Çıktı?</h3>
<p>Asıl mesele şuydu: İnsan yürürken ne zaman koşmaya başlar?</p>
<p>Bugünkü yürüyüş sporunun temel kuralları aslında bu soruya verilen cevaptan doğdu.</p>
<ol start="19">
<li>
<p>yüzyılda kullanılan ilk kurallardan biri &#8220;<strong>heel and toe</strong>&#8220;, yani kabaca &#8220;<strong>topuk ve ayak parmağı</strong>&#8221; prensibiydi. Buna göre sporcu, bir ayağının topuğu yere temas etmeden diğer ayağını yerden kaldırmamalıydı.</p>
</li>
</ol>
<p>Ancak bu tanım oldukça belirsizdi. Hız arttıkça sporcunun hareketini dışarıdan gözlemleyerek gerçekten yürüyüp yürümediğine karar vermek zorlaşıyordu.</p>
<p>1880 yılında İngiltere&#8217;de düzenlenen ilk büyük amatör atletizm şampiyonalarıyla birlikte yürüyüşün kuralları daha sistematik biçimde kodlanmaya başladı. Böylece profesyonel <strong>pedestrianism</strong>&#8216;den modern atletizmin yürüyüş disiplinine geçiş süreci hızlandı.</p>
<p>Yürüyüşün temel karakteri de giderek netleşti: Sporcu hızlanabilirdi, ancak hareketi koşuya dönüşmemeliydi.</p>
<h3>Neden O Kadar Tuhaf Yürüyorlar?</h3>
<p>Bugün televizyon ekranında yürüyüş yarışını izleyenlerin en çok merak ettiği soru bu.</p>
<p>Sporcular neden normal bir insan gibi yürümüyor?</p>
<p>Çünkü normal yürüyüş hızını aşmaya çalıştığınızda, vücudunuz doğal olarak koşmaya geçmek ister. Yürüyüş sporcusu ise mümkün olan en yüksek hıza ulaşırken koşma hareketine geçmemek zorunda.</p>
<p>Günümüzde yarışmanın temel kurallarından biri, sporcunun gözle görülebilir biçimde yerle temasını kaybetmemesi. Başka bir ifadeyle, iki ayağın aynı anda yerden kesildiği açıkça görülürse sporcu &#8220;<strong>uçuş</strong>&#8221; ihlali nedeniyle cezalandırılabiliyor.</p>
<p>İkinci temel kural ise destek bacağıyla ilgili. Öne atılan bacak yere temas ettiği andan itibaren dizden düz olmalı ve vücudun ağırlığı o bacağın üzerinden geçene kadar düzlüğünü korumalı.</p>
<p><mark style="background: #ff0 !Important;">İşte meşhur kalça hareketi de büyük ölçüde buradan kaynaklanıyor.</mark></p>
<p>Sporcu adımını mümkün olduğunca uzatmak ve daha yüksek hız elde etmek istiyor. Ancak aynı zamanda ayağını yerden kesmemesi ve öndeki bacağını kurallara uygun biçimde düz tutması gerekiyor. Kalçanın kontrollü biçimde döndürülmesi, adım uzunluğunun artırılmasına ve vücudun ağırlık merkezinin daha verimli şekilde ileri taşınmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Ortaya da dışarıdan bakıldığında oldukça sıra dışı görünen o karakteristik hareket çıkıyor.</p>
<p>Dolayısıyla yürüyüşçülerin amacı &#8220;<strong>komik yürümek</strong>&#8221; değil. Tam tersine, yaptıkları hareket son derece teknik ve uzun yıllar süren antrenmanların sonucu.</p>
<h3>Olimpiyatlara Girişi</h3>
<p>Yürüyüşün olimpiyat macerası da doğrudan ve kesintisiz başlamadı.</p>
<p>Disiplin ilk kez <strong>1904 St. Louis Olimpiyatları</strong>&#8216;nda olimpik programda yer aldı. Ancak o zamanki biçimi bugünkü gibi bağımsız bir yarış değildi. Yarım millik, yani yaklaşık 805 metrelik yürüyüş yarışı, dönemin çoklu atletizm yarışması olan <strong><em>all-around championship</em></strong> içerisinde yer alıyordu.</p>
<p>Bu yarışma, daha sonra dekatlonun gelişimine temel oluşturan çoklu müsabakalardan biriydi.</p>
<p><strong>1908 Londra Olimpiyatları</strong>&#8216;nda ise yürüyüş ilk kez bağımsız atletizm yarışmaları olarak programa alındı. 3500 metre ve 10 mil yürüyüş yarışları düzenlendi.</p>
<p>Ancak erken dönem olimpik yürüyüş yarışları ciddi hakemlik problemleriyle karşı karşıyaydı. Sporcular hızlandıkça kurallara uygun yürüyüp yürümediklerini gözle tespit etmek zorlaşıyor, tartışmalı kararlar ortaya çıkıyordu.</p>
<p><strong>1924 Paris Olimpiyatları</strong>&#8216;ndan sonra yürüyüş <strong>1928 Amsterdam Olimpiyatları</strong> programından çıkarıldı.</p>
<p>Bu durum sporun kurallarının yeniden değerlendirilmesine ve daha açık bir teknik tanım oluşturulmasına katkıda bulundu. Yürüyüş kısa süre içerisinde olimpik programa geri döndü.</p>
<h3>50 Kilometrelik Çılgınlık</h3>
<p>Bugünkü yürüyüş yarışlarını anlamak için 20 ve 50 kilometrelik mesafelerin tarihine bakmak gerekiyor.</p>
<p><strong>1932 Los Angeles Olimpiyatları</strong>&#8216;nda ilk kez 50 kilometrelik yürüyüş düzenlendi.</p>
<p>50 kilometre, zamanla erkekler yürüyüşünün en prestijli ve en yorucu yarışlarından biri haline geldi. Sporcular yaklaşık bir maraton mesafesinden daha uzun bir parkuru, üstelik koşmadan ve belirli teknik kurallara uyarak tamamlamak zorundaydı.</p>
<p>Bu, yalnızca dayanıklılık değil, aynı zamanda olağanüstü bir teknik disiplin gerektiriyordu.</p>
<p><strong>1956 Melbourne Olimpiyatları</strong>&#8216;nda ise erkekler 20 kilometrelik yürüyüş yarışına kavuştu. Böylece uzun mesafeli 50 kilometre ile daha kısa 20 kilometre birlikte olimpik yürüyüşün temelini oluşturdu.</p>
<p>50 kilometrelik yarış onlarca yıl boyunca olimpik programda kaldı. Ancak zamanla yarışın aşırı uzunluğu ve organizasyon açısından yarattığı zorluklar tartışılmaya başlandı.</p>
<p>Tokyo 2020 Olimpiyatları, erkekler 50 kilometrelik yürüyüşün son olimpik görünümü oldu.</p>
<h3>Kadınlar Çok Daha Sonra Geldi</h3>
<p>Yürüyüş tarihinin en dikkat çekici noktalarından biri de kadınların bu spora olimpik düzeyde kabul edilmesinin çok uzun sürmesi.</p>
<p>Kadınlar çeşitli uluslararası yürüyüş yarışlarına daha erken tarihlerde katılmaya başlamış olsa da olimpiyatlarda yürüyüş yarışına girmeleri ancak <strong>1992 Barselona Olimpiyatları</strong>&#8216;nda mümkün oldu.</p>
<p>İlk olimpik kadınlar yürüyüşü 10 kilometre üzerinden düzenlendi.</p>
<p><strong>2000 Sydney Olimpiyatları</strong>&#8216;ndan itibaren kadınlar için mesafe 20 kilometreye çıkarıldı ve erkeklerle aynı temel mesafe standardına geçildi.</p>
<p>Böylece yürüyüş, kadın atletizminin de kalıcı olimpik disiplinlerinden biri haline geldi.</p>
<h3>50 Kilometrenin Yerine Ne Geldi?</h3>
<p>50 kilometrelik yarışın Tokyo sonrasında kaldırılması, yürüyüş sporunun olimpiyatlardaki en önemli değişikliklerinden biriydi.</p>
<p>Bunun yerine <strong>2024 Paris Olimpiyatları</strong>&#8216;nda yeni bir format kullanıldı: <strong>maraton yürüyüşü karma takım yarışı</strong>.</p>
<p>Bu yarışta bir erkek ve bir kadın sporcu aynı takımda yer alıyor. Takım, maraton mesafesine yakın toplam bir parkuru dönüşümlü olarak tamamlıyor.</p>
<p>Böylece bir yandan 50 kilometrelik yarışın yerini daha kısa ve televizyon açısından daha kolay takip edilebilen bir format aldı, diğer yandan kadın ve erkek sporcuların aynı olimpik takım yarışında mücadele etmesi sağlandı.</p>
<p>Günümüzde olimpik yürüyüş programında bireysel olarak kadınlar ve erkekler için 20 kilometrelik yarış bulunuyor. Bunun yanında karma takım formatındaki maraton yürüyüşü de olimpik programın parçası.</p>
<h3>Yürüyüşte Büyük Güçler</h3>
<p>Yürüyüş denildiğinde bazı ülkelerin tarih boyunca öne çıkması da tesadüf değil.</p>
<p>Özellikle Meksika, Sovyetler Birliği ve daha sonra Rusya, İtalya, İspanya, Çin ve Japonya gibi ülkeler yürüyüş sporunda önemli gelenekler oluşturdu.</p>
<p>Meksika&#8217;nın bu alandaki yükselişi ise özellikle dikkat çekici. 1960&#8217;ların ortalarında Polonyalı antrenör <strong>Jerzy Hausleber</strong>&#8216;in ülkeye gelmesiyle birlikte Meksika&#8217;da yürüyüş sistematik biçimde geliştirildi.</p>
<p><strong>Hausleber</strong>, teknik eğitimden antrenman yöntemlerine kadar kapsamlı bir sistem kurdu. Bunun sonucunda Meksika, özellikle 20 kilometre ve 50 kilometre yürüyüşte dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline geldi.</p>
<p><strong>1968 Mexico City Olimpiyatları</strong>&#8216;nda <strong>José Pedraza</strong>&#8216;nın 20 kilometrede kazandığı gümüş madalya bu yükselişin başlangıç noktalarından biri oldu. Sonraki yıllarda <strong>Daniel Bautista</strong>, <strong>Ernesto Canto</strong> ve<strong> Raúl González</strong> gibi Meksikalı yürüyüşçüler olimpiyat şampiyonluklarına ulaştı.</p>
<h3>Aslında Ne Kadar Hızlılar?</h3>
<p>Yürüyüşün dışarıdan yavaş görünmesinin en büyük yanılgısı, sporcuların gerçek hızının fark edilmemesi.</p>
<p>Elit erkek yürüyüşçüler 20 kilometrelik yarışlarda 15 km/saat civarında veya bunun üzerinde ortalama hızlara ulaşabiliyor. Bu, sıradan bir insanın hızlı yürüyüş olarak değerlendireceği hızın çok üzerinde.</p>
<p>Üstelik bunu yaparken koşmalarına izin verilmiyor.</p>
<p>20 kilometre boyunca yüksek tempoyu korumak, her adımda tekniği muhafaza etmek ve hakemlerin gözle değerlendirdiği kuralları ihlal etmemek son derece zor.</p>
<p><mark style="background: #ff0 !Important;">Bu nedenle yürüyüş, göründüğünden çok daha yoğun bir dayanıklılık sporudur.</mark></p>
<p>Sporcuların yüksek aerobik kapasiteye, güçlü bacak ve kalça kaslarına, yüksek teknik beceriye ve uzun süre boyunca hareket ekonomisini koruyabilme yeteneğine sahip olması gerekir.</p>
<p>Bir yürüyüş yarışını dışarıdan izlerken görülen kalça hareketi, aslında bütün bu biyomekanik zorunlulukların sonucudur.</p>
<h3>Peki Bu Spor Neden Hâlâ Var?</h3>
<p>Yürüyüşün zaman zaman &#8220;<strong>olimpiyatların en gereksiz sporu</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>koşmanın garip versiyonu</strong>&#8221; olarak görülmesinin nedeni, disiplinin dışarıdan bakıldığında kolay anlaşılmamasıdır.</p>
<p>Oysa yürüyüş, atletizmin temel sorularından birini oldukça radikal biçimde ele alıyor:</p>
<p><strong>İnsan, koşmadan ne kadar hızlı ilerleyebilir?</strong></p>
<p>Sporun bütün mantığı bunun üzerine kurulmuş durumda.</p>
<p>Koşmak serbest olsaydı çok daha yüksek hızlara ulaşılabilirdi. Ancak yürüyüş sporcusu kendisini doğal hareketinin sınırında tutmak zorunda. Bir yandan mümkün olan en yüksek hıza ulaşmaya çalışırken diğer yandan koşma sınırını aşmaması gerekiyor.</p>
<p>Bu da yürüyüşü yalnızca dayanıklılık değil, aynı zamanda teknik ve biyomekanik bir mücadele haline getiriyor.</p>
<p>Bugünkü yürüyüş yarışının 19. yüzyıldaki günler süren <strong>pedestrianism</strong> müsabakalarıyla arasında büyük fark var. Fakat ikisinin temelinde aynı fikir yatıyor: İnsan bedeninin yürüme hareketiyle mümkün olan en yüksek performansa ulaşması.</p>
<p>Bir zamanlar aristokratların hizmetkârları üzerinden bahis konusu olan hızlı yürüme, zaman içinde profesyonel bir seyirlik spora dönüştü; ardından kuralları standartlaştırıldı, atletizmin bir parçası haline geldi ve sonunda olimpiyatlara girdi.</p>
<p>Bugün ise dünyanın en iyi yürüyüşçüleri 20 kilometreyi, dışarıdan bakıldığında hâlâ &#8220;<strong>yürüyor</strong>&#8221; gibi görünerek, inanılması güç hızlarda tamamlıyor.</p>
<p><mark style="background: #ff0 !Important;">Dolayısıyla yürüyüş gerçekten biraz tuhaf bir spor.</mark></p>
<p>Ama tuhaflığı anlamsızlığından değil, insan vücudunun doğal hareketlerinden birini alıp onu son derece katı kurallar altında neredeyse fiziksel sınırlarına kadar zorlamasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Ve belki de bu yüzden, atletizm programındaki en garip görünen disiplinlerden biri olmasına rağmen, aynı zamanda en ilginçlerinden biri.</p>
<h5 style="text-align: center;"><em> Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız&#8230;</em></h5>
</div>
<div class="kc-elm kc-css-2241102" style="height: 20px; clear: both; width:100%;"></div>
<div class="kc-elm kc-css-2104739 kc-raw-code">
<!-- This website uses the Simple Posts Ticker plugin v1.1.6 - https://wordpress.org/plugins/simple-posts-ticker/ --></p>
<div class="spt-container spt-border" style="border: dashed 3 #000000;border-radius: 0px;width: 100%;">
<div class="spt-label" style="float: left;margin: 0;padding: 0 10px;color: #ffffff;background-color: #dd0000;font-size: 100%;border-radius: 0px;">Arşivden</div>
<div class="spt-marquee" data-direction="left" data-duplicated="true" data-duration="5000" data-gap="0" data-speed="30" data-pauseOnHover="true" data-delayBeforeStart="200" data-startVisible="true" data-loop="1" style="width:auto;margin: 0;padding: 0;font-size: 100%;background-color: #f9be00;overflow: hidden;"><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/olimpiyatlarin-en-tuhaf-sporu/">Olimpiyatların En Tuhaf Sporu</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/kadin-sporunda-cinsiyet-kriteri-degisti/">Kadın Sporunda Cinsiyet Kriteri Değişti</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/modern-mutfagin-gizli-tehlikesi/">Modern Mutfağın Gizli Tehlikesi</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/gidiklanma-neden-evrensel/">Gıdıklanma Neden Evrensel?</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/sami-blood-gecmisin-izleri/">Sami Blood: Geçmişin İzleri</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/dogum-sirasi-sagligi-etkiliyor-mu/">Doğum Sırası Sağlığı Etkiliyor mu?</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/dunya-genelinde-genc-issizlik-oranlari/">Dünya Genelinde Genç İşsizlik Oranları</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/bir-sarkinin-icindeki-alzheimer/">Bir Şarkının İçindeki Alzheimer</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/hindistanin-bt-modeli-sarsiliyor/">Hindistan’ın BT Modeli Sarsılıyor</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/kutup-arastirmalari-cokuyor/">Kutup Araştırmaları Çöküyor</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/2026-ebola-salgininin-gizemli-kokeni/">2026 Ebola Salgınının Gizemli Kökeni</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/30-sterline-bir-basyapit/">30 Sterline Bir Başyapıt</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/openaiden-siber-guvenlik-hamlesi/">OpenAI’den Siber Güvenlik Hamlesi</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/yapay-zeka-tarlayi-mahvetti/">Yapay Zekâ Tarlayı Mahvetti!</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/vantilator-kullandiginizda-neler-oluyor/">Vantilatör Kullandığınızda Neler Oluyor?</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/kopekler-bizi-gercekten-anliyor-mu/">Köpekler Bizi Gerçekten Anlıyor mu?</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/yapay-zeka-yatirimlarinda-alarm/">Yapay Zekâ Yatırımlarında Alarm</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/insan-evrimindeki-enerji-denklemi/">İnsan Evrimindeki Enerji Denklemi</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/algoritma-aslinda-nedir/">Algoritma Aslında Nedir?</a></span><span class="spt-item" style="padding: 0 10px;"><a class="spt-link" style="color: #000000;" target="_blank" href="https://www.e-eglence.org/yapay-zeka-internetten-koparilmali-mi/">Yapay Zekâ İnternetten Koparılmalı mı?</a></span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
