e-BİLGİ, e-HABER, e-MAGAZİN

Büyük Güçlere Güvensizlik Çağı

buyuk-guclere-guvensizlik-cagi

Küresel Liderlikte Kırılma...

14:10:12

Dünya Artık Daha Çok Kutuplu

Küresel güç dengeleri son yıllarda gözle görülür bir şekilde değişiyor ve bu değişim artık yalnızca ekonomik ya da askeri göstergelerde değil, kamuoyunun algılarında da net biçimde hissediliyor. Gallup tarafından yayımlanan 2025 Dünya Anketi, bu dönüşümün en somut göstergelerinden birini sunuyor. Verilere göre Çin, uzun bir aradan sonra küresel liderlik algısında ABD’nin önüne geçmiş durumda. Çin’in liderliğine verilen ortalama onay %36 seviyesine yükselirken, ABD’nin onayı %31’e gerilemiş bulunuyor. Aradaki fark dramatik görünmese de, yaklaşık yirmi yıllık veri içinde bu ölçekte bir ayrışma oldukça dikkat çekici…

Bu tabloyu doğru okumak için yalnızca Çin’in yükselişine odaklanmak yeterli değil. Asıl belirleyici faktör, ABD’ye yönelik küresel algının son dönemde belirgin şekilde zayıflaması. 2024 yılında %39 olan ABD liderlik onayı, bir yıl içinde sekiz puan düşerek %31’e iniyor. Bu, son yılların en sert gerilemelerinden biri. Aynı dönemde Çin’in onay oranı %32’den %36’ya çıkarak daha istikrarlı ve sınırlı bir artış sergiliyor. Yani ortada hızlı bir Çin sıçramasından çok, ABD’nin kaybettiği zeminin yarattığı bir boşluk söz konusu.

Olumsuz görüşlerdeki artış ise tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. ABD liderliğini onaylamayanların oranı %48’e ulaşarak şimdiye kadar ölçülen en yüksek seviyelerden birine çıkıyor. Buna karşılık Çin için bu oran %37 civarında kalıyor. Bu fark, yalnızca destek düzeyinde değil, karşıtlıkta da ABD’nin daha sert bir tepkiyle karşılaştığını gösteriyor. Başka bir deyişle, ABD küresel kamuoyunda sadece daha az beğenilmiyor; aynı zamanda daha fazla eleştiriliyor.

Gallup’un yaklaşık yirmi yıldır sürdürdüğü bu araştırma, dünya genelinde 130’dan fazla ülkede insanların ABD, Çin, Rusya ve Almanya gibi büyük güçlerin liderliğine dair görüşlerini ölçüyor. Ortaya çıkan tablo, dünyanın giderek daha karmaşık ve çok kutuplu bir yapıya evrildiğini gösteriyor. Artık ülkeler tek bir güce açık biçimde hizalanmak yerine, daha dengeli ve temkinli pozisyonlar almayı tercih ediyor.

Tarihsel perspektiften bakıldığında ABD’nin küresel algısının oldukça dalgalı olduğu görülüyor. George W. Bush döneminin son yıllarında düşük seviyelere inen onay oranı, Barack Obama’nın göreve başladığı 2009 yılında %49 ile zirveye ulaşmıştı. Ancak bu yükseliş kalıcı olmadı ve sonraki yıllarda yeniden düşüşe geçti. Özellikle son dönemde bu gerilemenin hızlandığı dikkat çekiyor. Buna karşılık Xi Jinping liderliğindeki Çin’in küresel algısı daha sınırlı dalgalanmalar gösteriyor. 2013’ten bu yana süren liderlik döneminde Çin’in onay oranları genellikle düşük 30’lar seviyesinde seyrederken, 2025’te %36’ya çıkarak görece daha güçlü bir noktaya ulaşıyor.

Bu değişimin coğrafi dağılımı da en az genel tablo kadar önemli. ABD’ye verilen destek, özellikle geleneksel müttefikler arasında dikkat çekici biçimde düşüyor. Avrupa’daki birçok NATO ülkesinde çift haneli gerilemeler görülürken, Almanya ve Portekiz gibi ülkeler bu düşüşün en belirgin yaşandığı örnekler arasında yer alıyor. Kanada, Birleşik Krallık ve İtalya gibi uzun süredir ABD ile yakın ilişkiler içinde olan ülkelerde de benzer eğilimler gözleniyor. Buna karşılık İsrail gibi bazı ülkelerde ABD’ye verilen destek artış gösterebiliyor; bu da küresel algının homojen olmadığını, bölgesel dinamiklere göre değiştiğini ortaya koyuyor.

Çin’in yükselişi ise daha çok bu düşüşün yaşandığı alanlarda kendini gösteriyor. ABD’ye verilen desteğin gerilediği birçok ülkede Çin’in onay oranlarında artış görülmesi, iki güç arasındaki algının doğrudan birbirine bağlı şekilde hareket ettiğini düşündürüyor. Ancak burada kritik bir nokta var: Çin’in kazancı çoğu zaman güçlü bir hayranlıktan değil, ABD’ye yönelik memnuniyetsizliğin yarattığı boşluktan kaynaklanıyor.

Net onay verileri bu durumu daha da netleştiriyor. Onaylayanlar ile onaylamayanlar arasındaki farkı ifade eden bu ölçüye göre, hem ABD hem de Çin 2025 yılında negatif seviyede kalıyor. Çin’in net onayı yaklaşık –1 ile nötr sayılabilecek bir noktadayken, ABD’nin net onayı –15 ile çok daha olumsuz bir tablo çiziyor. Bu, her iki gücün de küresel ölçekte tam anlamıyla güven kazanamadığını, ancak ABD’nin daha sert bir algı kaybı yaşadığını gösteriyor.

Genel resme bakıldığında, dünyanın neredeyse yarısının her iki güce de olumsuz baktığı görülüyor. Ankete katılan ülkelerin yaklaşık %45’inde hem ABD hem Çin negatif net onay alıyor. Buna karşılık her iki güce de olumlu yaklaşan ülkelerin oranı %30’un altında kalıyor. Bu durum, uluslararası sistemde giderek artan bir belirsizlik ve güvensizlik ortamına işaret ediyor.

Bu eğilimler, yalnızca diplomatik ilişkiler açısından değil, ekonomi ve yatırım kararları açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Kamuoyu algısının zayıfladığı ortamlarda siyasi risk artar, bu da şirketlerin ve yatırımcıların hareket alanını daraltır. Aynı şekilde, hükûmetler de dış politika tercihlerini belirlerken artık yalnızca stratejik değil, iç kamuoyunun tepkilerini de daha fazla hesaba katmak zorunda kalır.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, tek kutuplu bir dünyadan uzaklaşıldığını açıkça gösteriyor. ABD hâlâ küresel sistemin en önemli aktörlerinden biri olsa da, algı düzeyinde yaşanan bu erozyon yeni bir denge arayışını hızlandırıyor. Çin ise bu süreçte avantaj kazanıyor, ancak henüz küresel ölçekte güçlü ve pozitif bir liderlik algısı oluşturabilmiş değil. Dünya, giderek daha fazla gri alanın olduğu, net tercihlerin azaldığı ve dengelerin sürekli yeniden kurulduğu bir döneme giriyor.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…

error: İçerik korunmaktadır !!