Fauci’nin Mesajları Gündemde...
06:52:52
Fauci Mesajları Yeni Tartışma Başlattı
Senatör Ron Johnson‘ın kamuoyuna açıkladığı, Anthony Fauci‘nin devlet tarafından tahsis edilen cep telefonundan elde edilen mesajlar, COVID-19 aşılarının gebelikte kullanımına ilişkin 2021 başındaki belirsizlikleri yeniden gündeme taşıdı. Ocak 2021 tarihli yazışmalarda Fauci, dönemin CDC Direktörü Rochelle Walensky ve dönemin CDC Direktörü Rochelle Walensky ve ABD Başhekimi Vivek Murthy ile birlikte, özellikle gebeliğin erken döneminde COVID-19 aşılarının olası etkilerini tartıştı…
Mesajlarda, ikinci doz sonrasında ortaya çıkabilecek ateş ve güçlü bağışıklık yanıtının teorik olarak gebeliğin erken döneminde sorun yaratabileceği ihtimali ele alındı. Ancak bu konuşmalar, aşıların düşüklere neden olduğuna ilişkin bir bulgunun bulunduğunu göstermiyor; aksine, o tarihte sınırlı olan veriler karşısında olası risklerin tartışıldığını gösteriyor.
Mesajların önemli bir bölümünde, gebeliğin erken veya daha ileri dönemlerinde aşılamadan hangisinin tercih edilmesi gerektiğine ilişkin yeterli veri bulunmadığı görülüyor. Fauci, bu konuda erken dönemde aşılamayı daha riskli kabul etmek için veri veya teorik bir gerekçe bulunmadığını ifade ediyor. Bu nedenle söz konusu yazışmaları, “Fauci aşının düşük yaptığını biliyordu” şeklinde yorumlamak mevcut belgelerin desteklediğinden daha ileri bir sonuç olur.
Fauci, 2021’in ilk aylarında kamuoyuna yaptığı açıklamalarda da gebelikte COVID-19 aşılarının güvenliği konusunda o zamana kadar ortaya çıkan gerçek dünya verilerinde bir “kırmızı bayrak” görülmediğini söyledi. Şubat ayında, ABD’de yaklaşık 20 bin hamile kişinin aşılandığını ve CDC ile FDA‘nın bu kişileri izlediğini belirtti. Aynı dönemde hamile kadınların başlangıçta klinik aşı çalışmalarına dahil edilmediğini ve daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu da açıkça ifade etti.
Dolayısıyla burada önemli bir ayrım bulunuyor: 2021’in başında gebelikte COVID-19 aşılarının güvenliği konusunda veri gerçekten sınırlıydı; ancak bu durum, aşıların gebelikte tehlikeli olduğunun bilindiği anlamına gelmiyordu. Sağlık otoriteleri bir yandan mevcut gözlemsel verileri izlerken diğer yandan gebelikte aşılamaya ilişkin daha kapsamlı veriler toplamaya çalışıyordu.
Tartışmanın önemli bir bölümü, Haziran 2021’de yayımlanan ve COVID-19 aşılarının gebelikte güvenliğine ilişkin erken verileri inceleyen çalışmada bildirilen düşük oranı etrafında şekillendi. Çalışmanın ilk analizinde, gebeliği tamamlanan 827 katılımcının 104’ünde, yani %12,6’sında 20. haftadan önce spontan düşük meydana geldiği bildirildi. Bu oran genel popülasyonda beklenen düşük oranlarıyla karşılaştırıldı.
Daha sonra bu hesaplama konusunda metodolojik eleştiriler yapıldı. Eleştirilerin temelinde, gebeliğin ileri döneminde aşılanan kadınların düşük riski hesaplanırken aynı gruba dahil edilmesinin istatistiksel açıdan sorun yaratabileceği görüşü bulunuyordu. Nitekim ilk çalışmadaki 827 tamamlanmış gebeliğin 700’ünde ilk uygun aşı dozu üçüncü trimesterde uygulanmıştı; bu kadınların aşı oldukları sırada 20. haftayı zaten geçmiş olmaları nedeniyle, 20. haftadan önceki düşük riskinin hesaplanmasında ayrı değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
Ancak buradan internette yaygınlaşan “COVID-19 aşısı olan gebelerin %82’si düşük yaptı” sonucunu çıkarmak doğru değildir. Bu %82’lik rakam, verilerin hatalı biçimde yeniden hesaplanmasından kaynaklanan yanıltıcı bir iddiadır. Daha sonraki ve güncellenmiş analizde, gebeliğin 20. haftasından önce aşılanan 2.456 kadın üzerinden 6. haftadan 20. haftaya kadar olan kümülatif spontan düşük riski %14,1 olarak hesaplandı; yaş standardizasyonu uygulanan analizde oran %12,8 bulundu. Araştırmacılar bu değerlerin genel popülasyonda beklenen oranlarla uyumlu olduğunu bildirdi.
Dolayısıyla Ron Johnson‘ın bu verileri “yetkililerin düşük riskini gizlediğinin kanıtı” olarak sunması, bilimsel bulguların kendisinden ziyade verilerin nasıl yorumlandığıyla ilgili siyasi bir değerlendirme niteliğinde. Mesajlar ise 2021 başında sağlık yetkililerinin bazı teorik riskleri tartıştığını ve veri eksikliğinin farkında olduğunu gösteriyor; tek başına aşıların gebelikte ciddi risk oluşturduğunu kanıtlamıyor.
Fauci Yeniden Kongre Gündeminde
Bu tartışma, Anthony Fauci‘nin COVID-19 salgını sırasında aldığı kararlar ve yaptığı açıklamalar nedeniyle yeniden Kongre’nin hedefinde olduğu bir döneme denk geliyor.
Fauci, 29 Temmuz 2026’da Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komitesi önünde ifade verdi. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul‘un başkanlığındaki oturumda Fauci, kendisine yöneltilen soruların büyük bölümünü ABD Anayasası’nın Beşinci Değişikliği‘ndeki kendini suçlamama hakkına dayanarak yanıtlamadı. Oturum boyunca bu hakkı 100’den fazla kez kullandı.
Paul, Fauci‘nin daha önce Joe Biden tarafından önleyici bir başkanlık affıyla koruma altına alındığını ve bu nedenle Beşinci Değişiklik hakkını kullanmasının hukuken geçerli olmayabileceğini savundu. Ancak bu yorum tartışmalı. Bir başkanlık affının kapsamı, gelecekte işlenebilecek suçları otomatik olarak ortadan kaldırmaz ve Beşinci Değişiklik‘in uygulanıp uygulanmayacağı her somut durumda ayrı hukuki değerlendirme gerektirir. Fauci’nin avukatları da Paul‘un yaklaşımına itiraz etti.
Biden, Fauci‘yi 20 Ocak 2025’ten hemen önce, 2014’ten başkanlığının son gününe kadar uzanan dönemde federal düzeyde gerçekleştirmiş olabileceği suçlara ilişkin önleyici bir başkanlık affıyla koruma altına almıştı. Bununla birlikte söz konusu af, gelecekteki eylemleri veya kapsamı dışında kalan olası suçları otomatik olarak bağışlamıyor. Ayrıca başkanlık affının eyalet düzeyindeki suçlar üzerindeki etkisi de bulunmuyor.
Fauci‘nin Beşinci Değişiklik hakkını kullanmasının ardından Cumhuriyetçilerin kontrolündeki komite 6 Ağustos’ta, onu Kongre’ye itaatsizlikten sorumlu tutmak için 8’e karşı 7 oyla karar aldı. Komite Başkanı Rand Paul daha sonra konuyu Adalet Bakanlığı’na taşıdı ve Fauci hakkında cezai kovuşturma başlatılmasını istedi. Ancak bunun Fauci’nin gerçekten yargılanacağı anlamına gelmediği gibi, Adalet Bakanlığı’nın bu yönde işlem yapması da otomatik bir sonuç değil.
Günlükler Ve Yeni Belgeler
Tartışmanın bir diğer ayağını Fauci‘nin COVID-19 dönemindeki kişisel günlükleri oluşturuyor. Rand Paul, Temmuz sonunda Fauci‘nin 1.000 sayfadan fazla günlük ve kişisel kaydını kamuoyuna açıkladı. Belgelerin hükûmet bilgisayarlarında saklanan kayıtlar arasından elde edildiği bildirildi.
Paul ve diğer Cumhuriyetçiler, günlüklerdeki bazı ifadelerin Fauci‘nin kamuoyuna yaptığı açıklamalarla çeliştiğini savunuyor. Ancak günlüklerin tamamına bakıldığında ortaya yalnızca kamuoyuna söylenenlerle özel olarak düşünülenlerin birbirinden tamamen farklı olduğu şeklinde basit bir tablo çıkmıyor. Örneğin Fauci‘nin Ocak 2020 tarihli bazı kayıtlarında COVID-19’un kökenine ilişkin belirsizlikleri ve o dönemde bilim insanları arasında yapılan tartışmaları not ettiği görülüyor. Bu kayıtların bir bölümü daha sonra yayımlanan anılarında ve kamuya açık açıklamalarında da yer aldı.
Buradaki temel mesele, salgının ilk döneminde bilimsel bilginin son derece hızlı değişmesiydi. Bilim insanlarının Ocak veya Mart 2020’de sahip olduğu bilgiyle 2021 veya 2022’de sahip olduğu bilginin aynı olması beklenemez. Bir bilim insanının yeni veriler ortaya çıktığında görüşünü değiştirmesi, tek başına önceki görüşünün kasıtlı olarak yanlış olduğu anlamına gelmez.
Bu ayrım, Fauci hakkında yürütülen siyasi tartışmanın en önemli noktalarından biri olmaya devam ediyor. Cumhuriyetçiler onun salgının kökenleri, maske politikaları, kapanmalar, aşılar ve NIH tarafından finanse edilen araştırmalar konusunda Kongre’yi yanıltmış olabileceğini savunuyor. Fauci ise bu suçlamaları reddediyor.
Sonuç olarak, Ron Johnson‘ın açıkladığı mesajlar önemli çünkü 2021’in başında COVID-19 aşılarının gebelikte kullanımına ilişkin belirsizliklerin sağlık yetkilileri tarafından kendi aralarında da tartışıldığını gösteriyor. Ancak bu belgeler, Fauci’nin aşıların düşük yaptığını bildiği ve bunu kamuoyundan gizlediği sonucunu tek başına desteklemiyor. Aynı şekilde, kamuoyunda dolaşıma giren %82’lik düşük oranı da mevcut bilimsel verilerin doğru bir yorumu değil.
Bugünkü tartışmanın daha geniş boyutunda ise Fauci‘nin salgın dönemindeki kararlarının siyasi ve hukuki açıdan yeniden incelenmesi bulunuyor. Senato soruşturmaları, yayımlanan günlükler, telefon mesajları ve olası eyalet soruşturmaları bu sürecin parçaları. Ancak bunların her biri ayrı ayrı değerlendirilmeli; bir soruşturmanın açılması, bir belgenin yayımlanması veya bir kişinin Beşinci Değişiklik hakkını kullanması, tek başına herhangi bir suçun kanıtı değildir.
Bu nedenle metindeki en sakıncalı iddia olan “Fauci riskleri gizledi” sonucunu kesin hüküm olarak vermek yerine, “Cumhuriyetçi senatörler mesajların risklerin kamuoyundan gizlendiğini gösterdiğini savunuyor; Fauci’yi destekleyenler ve bağımsız değerlendirmeler ise mesajların o dönemdeki belirsizliklerin tartışıldığını gösterdiğini belirtiyor” şeklinde aktarmak çok daha sağlam olur.
Kısacası: Mesajların kendisi gerçek ve önemli; 2021 başındaki veri eksikliği gerçek; teorik risk tartışması gerçek. Ama buradan “aşıların düşük yaptığı biliniyordu” veya “%82 düşük oranı gizlendi” sonucuna gitmek doğru değil. Bilimsel verilerin sonraki güncellemeleri de böyle bir sonucu desteklemiyor.
