Neşeli Bir Şarkının Acı Hikâyesi...
13:50:45
Veronica’nın Gizli Hikâyesi
Evet, “Veronica”yı ilk dinlediğinizde insanın aklına doğal olarak yaşlı bir kadının gençliğini ve geçmişini anlatan hüzünlü bir aşk hikâyesi geliyor. Ama şarkının gerçek hikâyesi çok daha ağır. Elvis Costello’nun 1989 tarihli “Veronica”sı, babaannesi Mabel Josephine Jackson’ın Alzheimer hastalığına yakalanması üzerine yazılmış. Costello’nun babaannesinin Katolik konfirmasyon adı da Veronica’ydı ve şarkının adı buradan geliyor…
Asıl ustalık ise şarkının anlatım biçiminde.
Veronica aslında kim?
Şarkıda anlatılan Veronica, huzurevinde oturan, artık kendi adını bile hatırlamakta zorlanan yaşlı bir kadın. Costello, onun yalnızca hastalığın pençesindeki hâlini anlatmıyor; hafızasının içinde gidip geliyor.
Bir tarafta bugün var:
-
Sessizce en sevdiği koltukta oturuyor.
-
Çevresindekiler ona sesleniyor ama adını doğru söyleyemiyor.
-
Kendi kimliğini ve çevresini giderek kaybediyor.
Diğer tarafta ise genç Veronica var: özgür ruhlu, canlı, yaramaz bakışlı genç bir kadın. Costello‘nun anlattığı geçmiş ile şimdiki zaman sürekli birbirine karışıyor. Resmî Costello sitesindeki sözler de bu zaman sıçramalarını açıkça gösteriyor.
En vurucu tarafı: Hafıza tamamen yok olmuyor
Costello‘nun kendi anlatımında önemli bir ayrıntı var. Babaannesinin hastalığında zaman zaman “terrifying moments of lucidity” diye tanımladığı, yani insanı ürkütecek derecede berrak bilinç anları yaşanıyordu. Şarkının temel fikri de buradan geliyor.
Yani Veronica tamamen “gitmiş” değil.
Bazen geri geliyor.
Ve sonra yeniden kayboluyor.
Bu nedenle nakarattaki “Veronica has gone to hide” fikri çok önemli: Costello bunu yalnızca “hafızasını kaybetmiş yaşlı bir kadın” olarak değil, bir zamanlar tanıdığı insanın zihninin içinde hâlâ bir yerlerde saklanması olarak kuruyor.
65 yıl önceki adam kim?
Şarkının ortasında çok ilginç bir görüntü var: 65 yıl önce genç bir adamın denize açılması ve yanında Veronica‘nın fotoğrafını taşıması.
Burada Costello, babaannesinin hayatının yalnızca son dönemini anlatmıyor. Hastalığın silmeye başladığı belleğin karşısına, bir zamanlar yaşamış olduğu bütün hayatı koyuyor.
Dolayısıyla şarkıyı şöyle okumak mümkün:
Yaşlı kadın koltukta oturuyor; ama onun zihninde hâlâ genç Veronica var.
İnsanların gördüğü şey Alzheimer’ın ilerlettiği yaşlılık. Costello ise o yaşlı bedenin içinde hâlâ yaşayan genç kadını göstermeye çalışıyor.
Peki Paul McCartney’nin rolü ne?
“Veronica”, Costello ile Paul McCartney arasındaki ortak yazarlığın başlangıç noktasıydı. Costello‘nun söylediğine göre şarkının temel sözleri ve hikâyesi zaten babaannesi hakkındaydı; McCartney ise bu malzemeyi birlikte çalışarak daha güçlü, bütünlüklü bir pop şarkısına dönüştürmesine yardım etti.
Ve burada çok zekice bir tercih yapmışlar:
Müzik neşeli
Neredeyse eğlenceli, hareketli, Beatlesvari bir pop-rock şarkısı dinliyorsun. Oysa sözlerin altında hafıza kaybı, yaşlılık, kimliğin silinmesi ve sevdiğin bir insanın yavaş yavaş senden uzaklaşması var.
Costello yıllar sonra bunu özellikle vurguladı: ciddi ve hatta trajik bir konuyu, dinleyicinin önce melodinin içine gireceği, asıl hikâyeyi sözleri dinledikçe fark edeceği neşeli bir şarkıya dönüştürmek istediğini söyledi.
Belki de şarkının asıl güzelliği tam da burada. “Veronica” aslında Alzheimer hakkında yazılmış bir şarkıdan çok, Alzheimer’ın silemediği bir insanın hayatını hatırlama çabası. Bu yüzden de yaşlı bir kadının trajedisinden ziyade, “Sen artık onu tanımıyor olabilirsin ama o bir zamanlar kimdi, bunu unutma” duygusu bırakıyor.
