e-BİLGİ, e-HABER, e-MAGAZİN

Yangınlar Artıyor Mu Azalıyor Mu?

yanginlar-artiyor-mu-azaliyor-mu

İki Farklı Yangın Dünyası...

22:25:28

Batı Yanıyor, Dünya Genelinde Yangınlar Azalıyor

İklim değişikliğinin etkileri nedeniyle son yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika’da orman yangınları daha büyük, daha sık ve daha yıkıcı hale gelirken, küresel ölçekte dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan birbirine zıt gelişmeler nedeniyle, küresel yangınlardan etkilenen toplam alan ve bitki örtüsünün yanması sonucu ortaya çıkan karbon emisyonları uzun vadeli eğilimde azalma gösteriyor…

İlk bakışta çelişkili görünen bu durumun temel nedeni, yangınların dünya genelinde aynı şekilde davranmaması. Batı ülkelerinde iklim değişikliği yangın riskini artırırken, Afrika ve Asya’nın geniş bölgelerinde tarım yöntemlerinin değişmesi, nüfus hareketleri ve yangın yönetimindeki gelişmeler nedeniyle geleneksel arazi yangınları giderek azalıyor. Sonuç olarak, bazı bölgelerde yaşanan dramatik artışlar, diğer bölgelerdeki daha büyük ölçekli düşüşler tarafından dengeleniyor.

Bu tablo, küresel yangın istatistiklerinin tek başına değerlendirilmesinin neden yanıltıcı olabileceğini de ortaya koyuyor. Çünkü toplam yangın alanı küçülse bile, insanların yaşadığı bölgelerde meydana gelen büyük orman yangınlarının yarattığı ekonomik ve çevresel yıkım giderek ağırlaşıyor.

Avrupa ve Kuzey Amerika’da Yangınlar Neden Büyüyor?

Bilim insanları, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki yangınların giderek daha tehlikeli hale gelmesinde iklim değişikliğinin belirleyici rol oynadığı konusunda büyük ölçüde görüş birliği içinde.

Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklık dönemleri ve düşük nem oranı, ormanların çok daha kolay tutuşmasına neden oluyor. Ayrıca ilkbaharın daha erken başlaması ve sonbaharın daha geç gelmesi, yangın sezonunu haftalar hatta bazı bölgelerde aylar boyunca uzatıyor.

Bu durum yalnızca yangın sayısını artırmıyor; aynı zamanda çıkan yangınların daha geniş alanlara yayılmasına ve kontrol altına alınmasının zorlaşmasına da yol açıyor.

Avrupa bunun en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi. Son dört yılda kıtada yanan toplam alan yaklaşık yüzde 57 arttı. Özellikle Akdeniz havzasında yaşanan uzun süreli sıcak hava dalgaları ve kuraklık, yangınların daha önce görülmemiş boyutlara ulaşmasına neden oldu. İspanya da bu süreçte tarihinin en büyük orman yangınlarından biriyle karşı karşıya kaldı.

Benzer tablo Kuzey Amerika’da da yaşanıyor. 2026 yazında yanan toplam alan, son on yılın ortalamasının en az yüzde 25 üzerine çıktı. Kanada ve ABD’nin birçok bölgesinde haftalarca süren büyük yangınlar, yalnızca ormanları değil yerleşim alanlarını da tehdit etti. Uzmanlar, artık “mega yangın" olarak tanımlanan çok büyük ölçekli yangınların daha sık görülmeye başladığını belirtiyor.

Bu yangınlar yalnızca ağaçları yok etmekle kalmıyor. Hava kalitesini bozuyor, milyonlarca insanı yoğun dumana maruz bırakıyor, biyolojik çeşitliliği azaltıyor ve milyarlarca dolarlık ekonomik zarara yol açıyor.

Küresel Ölçekte Farklı Bir Eğilim Var

Avrupa ve Kuzey Amerika’daki tablo oldukça karamsar görünse de, dünya genelindeki veriler farklı bir hikâye anlatıyor.

Uydu gözlemleri ve küresel yangın verileri, bitki örtüsünün yanması sonucu oluşan karbon emisyonlarının Temmuz 2026 itibarıyla son yılların en düşük seviyelerinden birine gerilediğini gösteriyor. Hatta bu emisyonlar, 2000’li yılların başındaki seviyelerin yaklaşık yarısına kadar düşmüş durumda.

Bu düşüşün temel nedeni ise Afrika ve Asya’da yaşanan büyük değişim.

Kamuoyunda orman yangınları denildiğinde çoğunlukla Avrupa, Kanada veya Kaliforniya akla gelse de, gerçekte dünya üzerindeki yangınların önemli bir bölümü uzun yıllardır Afrika savanlarında ve Asya’nın bazı kırsal bölgelerinde meydana geliyor.

Bu yangınların önemli kısmı doğal afet niteliği taşımıyor. Çiftçiler tarafından tarım alanlarını temizlemek, otlakları yenilemek veya arazi hazırlamak amacıyla kontrollü ya da yarı kontrollü şekilde gerçekleştirilen mevsimsel yangınlardan oluşuyor.

Son yıllarda ise bu geleneksel uygulamalarda önemli değişiklikler yaşandı.

Tarım ve Nüfus Değişimi Yangınları Azaltıyor

Uzmanlara göre Sahra Altı Afrika ile Asya’nın bazı bölgelerinde yangınların azalmasının arkasında birden fazla etken bulunuyor.

Tarım tekniklerinin modernleşmesi, arazi kullanımındaki değişimler, yangın yönetimi uygulamalarının gelişmesi ve nüfus hareketleri, geçmişte düzenli olarak gerçekleştirilen geniş çaplı arazi yakmalarını önemli ölçüde azalttı.

Kentleşmenin hızlanması da bu değişimde etkili oldu. Kırsal alanlarda nüfusun azalması, geleneksel yakma yöntemlerinin daha az kullanılmasına yol açtı.

Sonuç olarak, Afrika ve Asya’da geçmişte her yıl milyonlarca hektarı etkileyen savan yangınlarının önemli bir bölümü artık gerçekleşmiyor.

Bu durum küresel istatistikleri doğrudan etkiliyor. Çünkü Afrika ve Asya, uzun yıllardır dünya genelindeki yangın kaynaklı karbon emisyonlarının dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Dolayısıyla bu bölgelerde meydana gelen büyük düşüşler, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki artışları küresel ölçekte büyük ölçüde dengeliyor.

Küresel Rakamlar Her Şeyi Anlatmıyor

Bilim insanları, yalnızca toplam yanan alan veya karbon emisyonlarına bakarak yangın riskinin azaldığı sonucuna varmanın yanıltıcı olabileceğini vurguluyor.

Çünkü Avrupa ve Kuzey Amerika’daki yangınlar, insanların yaşadığı yerleşim alanlarına çok daha yakın bölgelerde meydana geliyor. Bu nedenle ekonomik kayıplar, can güvenliği riski ve çevresel tahribat çok daha yüksek oluyor.

Öte yandan Afrika’daki birçok savan yangını, doğal ekosistemin uzun yıllardır parçası olan mevsimsel süreçler arasında yer alıyor. Bu nedenle her yangının etkisi ve ekolojik sonucu aynı değil.

Başka bir ifadeyle, küresel yangın miktarı azalırken insanların karşı karşıya kaldığı yangın tehlikesi aynı oranda azalmıyor; bazı bölgelerde tam tersine büyüyor.

El Niño Dengeleri Yeniden Değiştirebilir

Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bu olumlu küresel tablonun kalıcı olmayabileceği konusunda uyarıyor.

Gelişmekte olan güçlü bir El Niño hava olayı, tropikal bölgelerde sıcaklıkları artırıp yağış düzenini değiştirebilir. Bunun özellikle Amazon yağmur ormanları, Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik’te kuraklık riskini artırarak yangın faaliyetlerini yeniden hızlandırmasından endişe ediliyor.

Bu bölgelerde çıkabilecek geniş çaplı yangınlar, son yıllarda küresel yangın emisyonlarında görülen düşüş eğiliminin tersine dönmesine neden olabilir.

Araştırmacılar bu nedenle yangınlarla mücadelede yalnızca yangın söndürme kapasitesini artırmanın yeterli olmadığını, iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir arazi yönetimi ve yangın riskini azaltan planlamaların birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtiyor.

Aynı Anda İki Farklı Gerçek Yaşanıyor

Bugünkü tablo, iklim değişikliğinin dünya üzerindeki etkilerinin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.

Bir yanda Avrupa ve Kuzey Amerika’da daha sıcak ve kurak koşullar nedeniyle giderek büyüyen, daha yıkıcı hale gelen orman yangınları bulunuyor. Diğer yanda ise Afrika ve Asya’da değişen tarım uygulamaları ve arazi yönetimi sayesinde geleneksel yangınların azalması, küresel istatistikleri aşağı çekiyor.

Bu nedenle “dünya daha az yanıyor" ya da “dünya daha fazla yanıyor" gibi tek cümlelik değerlendirmeler gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Doğru ifade şu olabilir: Dünya aynı anda iki farklı yangın hikâyesi yaşıyor. Küresel emisyonlar azalırken, iklim değişikliğinin etkisiyle bazı bölgelerde yangınlar her zamankinden daha büyük, daha uzun süreli ve daha yıkıcı hale geliyor. Bu ikili tablo, önümüzdeki yıllarda iklim politikaları ve yangın yönetimi açısından en önemli küresel sınamalardan biri olmaya aday görünüyor.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: ,
error: İçerik korunmaktadır !!