e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Yaşlanmanın Şifresi Çözülüyor Mu?

yaslanmanin-sifresi-cozuluyor-mu

Nobel Ödüllü Keşiften İnsan Deneylerine Uzanan Yol...

15:31:58

Bilimde Yeni Eşik: Hücreleri Gençleştiren ER-100 İlk Kez Bir Hastaya Uygulandı

Yaşlanmayı yavaşlatmak hatta tersine çevirmek, modern biyolojinin uzun yıllardır peşinden koştuğu en büyük hedeflerden biri olarak görülüyor. Şimdi ise bu alandaki araştırmaların seyrini değiştirebilecek önemli bir gelişme yaşandı. Biyoteknoloji şirketi Life Biosciences, yaşlanma sürecini hücresel düzeyde geri çevirmeyi amaçlayan deneysel tedavisini ilk kez bir insan hastaya uyguladığını duyurdu. ER-100 adı verilen ilaç, bilim insanlarının “epigenetik yeniden programlama" olarak tanımladığı bir yaklaşımı kullanarak yaşlanan hücreleri daha genç bir biyolojik duruma döndürmeyi hedefliyor…

Uzun ömür araştırmalarında yıllardır teorik olarak tartışılan ve laboratuvar hayvanlarında test edilen bu teknoloji, ilk kez insanlarda klinik değerlendirme aşamasına geçmiş oldu. Bu nedenle birçok uzman, söz konusu denemeyi yalnızca yeni bir ilaç çalışması olarak değil, yaşlanma biyolojisinin geleceği açısından potansiyel bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

İlk uygulama, ciddi görme kaybına yol açabilen glokom veya non-arteritik anterior iskemik optik nöropati (NAION) hastalığı bulunan bir hastaya yapıldı. Tedavi doğrudan göz içine enjekte edildi. Araştırmacılar özellikle gözü tercih etti çünkü göz, vücudun geri kalanına kıyasla daha kontrollü ve nispeten izole bir biyolojik ortam sunuyor. Bu durum, olası yan etkilerin yakından takip edilmesine ve tedavinin güvenliğinin daha hassas biçimde değerlendirilmesine olanak sağlıyor.

Devam eden klinik çalışmaya yaklaşık 20 hastanın katılması planlanıyor. Araştırmacılar, altı aylık takip süresi boyunca katılımcıların görme fonksiyonlarını, retina sağlığını ve tedaviye bağlı olası yan etkileri ayrıntılı biçimde inceleyecek. İlk aşamada temel amaç, tedavinin güvenli olup olmadığını ortaya koymak. Ancak araştırmacılar aynı zamanda görme fonksiyonlarında iyileşme belirtileri olup olmadığını da değerlendirecek.

ER-100‘ün arkasındaki bilimsel yaklaşım, 2012 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü kazanan Japon kök hücre araştırmacısı Shinya Yamanaka tarafından geliştirilen ve biyolojide devrim yaratan çalışmalara dayanıyor. Yamanaka, belirli genlerin etkinleştirilmesiyle yetişkin hücrelerin yeniden kök hücre benzeri bir duruma döndürülebileceğini göstermişti. Bu keşif, hücrelerin kaderinin sanıldığından çok daha esnek olduğunu ortaya koyarak rejeneratif tıbbın önünü açmıştı.

Bilim dünyasında “Yamanaka faktörleri" olarak bilinen bu gen kombinasyonu, hücrelerin biyolojik saatini adeta geriye sarabiliyor. Ancak burada önemli bir sorun bulunuyor. Hücrelerin tamamen yeniden programlanması, onların özgün kimliklerini kaybetmesine ve kontrolsüz büyüme riskinin artmasına yol açabiliyor. Bu durum da kanser oluşumu dahil olmak üzere ciddi güvenlik endişeleri yaratıyor.

Life Biosciences‘ın geliştirdiği ER-100 tedavisi ise bu sorunu aşmaya çalışıyor. Şirket, klasik yeniden programlama yönteminde kullanılan dört faktörün tamamını kullanmak yerine yalnızca üçünü, yani OSK olarak bilinen gen grubunu devreye sokuyor. Araştırmacılar bu yöntemi “kısmi yeniden programlama" olarak tanımlıyor.

Bu yaklaşımın amacı, hücrelerin tamamen sıfırlanmasını önlemek ve onların göz hücresi, sinir hücresi veya başka bir hücre türü olarak kimliklerini korurken yaşlanmaya bağlı moleküler hasarlarının bir bölümünü geri çevirmek. Başka bir ifadeyle tedavi, hücreyi yeniden doğmuş bir kök hücreye dönüştürmek yerine onu daha genç ve daha sağlıklı bir versiyonuna yaklaştırmaya çalışıyor.

Bu teknolojinin dikkat çeken bir diğer yönü ise kontrol mekanizması. Tedavinin etkisi, hastaların kullandığı günlük doksisiklin ilacı aracılığıyla düzenleniyor. Araştırmacılar bu sistemi bir tür biyolojik açma-kapama düğmesine benzetiyor. Herhangi bir güvenlik sorunu ortaya çıkması halinde yeniden programlama süreci durdurulabiliyor ve böylece olası risklerin azaltılması hedefleniyor.

Yaşlanma araştırmaları son yıllarda büyük bir ivme kazanmış olsa da, insanlarda gerçek anlamda yaşlanmayı tersine çevirebildiği gösterilmiş onaylı bir tedavi henüz bulunmuyor. Bu nedenle ER-100 çalışması yalnızca göz hastalıklarının tedavisi açısından değil, yaşlanmanın temel biyolojik mekanizmalarının kontrol altına alınıp alınamayacağı sorusuna da yanıt arıyor.

Elbette bu noktada temkinli olmak gerekiyor. Hayvan deneylerinde umut verici sonuçlar elde edilmiş olsa da insan vücudu çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Klinik araştırmaların başarıya ulaşması yıllar sürebilir ve erken aşamadaki olumlu sonuçlar her zaman nihai başarı anlamına gelmeyebilir. Bununla birlikte uzmanlar, bu denemenin yaşlanmayı kaçınılmaz bir süreç olarak görmek yerine biyolojik olarak müdahale edilebilir bir durum olarak ele alan yeni bir dönemin başlangıcını temsil edebileceğini düşünüyor.

Eğer teknoloji güvenli ve etkili olduğunu kanıtlayabilirse, gelecekte yalnızca görme kaybı yaşayan hastalar için değil, yaşlanmaya bağlı birçok hastalığın tedavisinde de yeni kapılar açabilir. Bu nedenle Life Biosciences‘ın başlattığı çalışma, uzun ömür biliminin en dikkatle takip edilen araştırmalarından biri haline gelmiş durumda.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
error: İçerik korunmaktadır !!