e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Risk 25 Yıl Önceden Tespit Edilebilir

demans-riski-25-yil-onceden-tespit-edilebilir

Bilim İnsanlarından Erken Demans Uyarısı...

23:08:53

Kan Testi Demansın Erken İşaretini Yakalayabilir

University of California San Diego’den araştırmacılar tarafından yürütülen yeni bir çalışma, demans riskinin yıllar öncesinden belirlenmesine yardımcı olabilecek önemli bir biyolojik işareti ortaya koydu. Araştırmaya göre, basit bir kan testi sayesinde bir kadının demans geliştirme olasılığı semptomlar ortaya çıkmadan yaklaşık 25 yıl önce tahmin edilebiliyor. Bulgular, Alzheimer araştırmalarında erken teşhis ve önleme stratejileri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor…

Çalışmanın sonuçları, saygın tıp dergilerinden JAMA Network Open’da yayımlandı. Araştırma, Alzheimer hastalığında görülen beyin değişimleriyle ilişkili bir protein olan fosforile tau 217 (p-tau217) seviyelerinin demans gelişimiyle güçlü biçimde bağlantılı olduğunu gösteriyor. Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, bu biyobelirtecin ölçüldüğü kişilerin o sırada tamamen sağlıklı olmalarıydı. Yani katılımcılarda herhangi bir hafıza sorunu veya düşünme bozukluğu bulunmuyordu. Buna rağmen kanlarındaki p-tau217 düzeyleri, yıllar sonra ortaya çıkabilecek bilişsel sorunların güçlü bir göstergesi olarak ortaya çıktı.

Araştırmanın ilk yazarı olan ve UC San Diego Herbert Wertheim Halk Sağlığı ve İnsan Ömrü Bilimi Okulu ile Tıp Fakültesi’nde görev yapan halk sağlığı ve tıp doçenti Aladdin H. Shadyab, sonuçların önemini şu sözlerle vurguluyor: “Çalışmamız, semptomlar ortaya çıkmadan onlarca yıl önce demans riski yüksek olan kadınları belirleyebileceğimizi gösteriyor. Bu kadar uzun bir zaman diliminde riskin fark edilmesi, hastalığın günlük yaşamı etkilemesini beklemek yerine çok daha erken önleyici adımlar atma fırsatı sunabilir.”

Araştırmanın verileri, ABD’de yürütülen büyük ölçekli bir uzun dönemli sağlık çalışması olan Women’s Health Initiative Memory Study kapsamında toplandı. Bu çalışma, 1990’lı yılların sonunda başlatılmış ve 65 ile 79 yaş arasındaki binlerce kadının sağlık durumunu uzun yıllar boyunca takip etmeyi amaçlamıştı. Yeni analizde, bu araştırmaya katılan 2.766 kadının verileri incelendi. Katılımcıların tamamı çalışmanın başlangıcında bilişsel açıdan sağlıklıydı ve hiçbirinde demans ya da hafıza kaybı belirtisi bulunmuyordu.

Araştırmacılar, çalışmanın başında alınan kan örneklerini yıllar sonra tekrar analiz ederek p-tau217 seviyelerini ölçtüler. Bu protein türü, Alzheimer hastalığıyla ilişkili erken beyin değişimlerinin önemli bir biyolojik işareti olarak biliniyor. Ardından araştırma ekibi, katılımcıları uzun süre boyunca izleyerek kimlerin hafif bilişsel bozukluk ya da demans geliştirdiğini belirledi.

Elde edilen sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Başlangıçta kanlarında yüksek p-tau217 seviyeleri bulunan kadınların, ilerleyen yıllarda demans geliştirme olasılığının belirgin biçimde daha yüksek olduğu görüldü. Üstelik bu risk, biyobelirteç seviyesi arttıkça daha da yükseliyordu. En yüksek p-tau217 değerlerine sahip kadınlar, uzun vadede demans geliştirme olasılığı en yüksek grup olarak öne çıktı.

Araştırma aynı zamanda demans riskinin tüm kadınlarda aynı şekilde ortaya çıkmadığını da gösterdi. Örneğin, p-tau217 seviyeleri ile bilişsel bozulma arasındaki ilişki 70 yaşın üzerindeki kadınlarda daha güçlü görünüyordu. Bunun yanı sıra, Alzheimer hastalığı için bilinen genetik risk faktörlerinden biri olan APOE ε4 gen varyantına sahip kişilerde de risk farklılıkları gözlendi.

Çalışmada incelenen bir diğer önemli unsur da hormon tedavileriydi. Araştırmacılar, östrojen ve progestin içeren hormon tedavisi alan kadınlar ile plasebo grubundaki kadınları karşılaştırdı. Sonuçlar, p-tau217 biyobelirteçinin özellikle hormon tedavisi almayan veya plasebo grubunda yer alan katılımcılarda demans riskini daha iyi öngörebildiğini ortaya koydu.

Araştırma ayrıca demans riskinin farklı etnik gruplar arasında da değişiklik gösterebildiğini ortaya koydu. Beyaz ve siyahi kadınlar arasında p-tau217 ile bilişsel gerileme arasındaki ilişkinin gücü farklı olsa da, p-tau217 seviyelerinin yaş faktörüyle birlikte değerlendirilmesi her iki grupta da demans riskini daha doğru tahmin etmeye yardımcı oldu. Bu da biyobelirteçlerin farklı topluluklarda kullanılabilirliğinin önemine işaret ediyor.

Çalışmanın kıdemli yazarı olan ve Kaiser Permanente Washington Health Research Institute’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Linda K. McEvoy, kan temelli biyobelirteçlerin gelecekteki potansiyeline dikkat çekiyor. McEvoy’a göre, p-tau217 gibi göstergeler özellikle umut verici çünkü beyin görüntüleme yöntemleri veya omurilik sıvısı analizleri gibi daha karmaşık testlere kıyasla çok daha az invaziv ve daha erişilebilir olabilir.

Bugün Alzheimer hastalığının kesin bir tedavisi bulunmasa da, araştırmacılar erken teşhisin hastalıkla mücadelede kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Demansın biyolojik süreçleri, klinik belirtiler ortaya çıkmadan yıllar hatta on yıllar önce başlamış olabiliyor. Bu nedenle erken dönemde riskin belirlenmesi, yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli takip ve potansiyel yeni tedaviler için önemli bir fırsat yaratabilir.

Bilim insanları, kan testine dayalı bu tür biyobelirteçlerin gelecekte rutin sağlık kontrollerinin bir parçası haline gelebileceğini düşünüyor. Böylece demans riski taşıyan bireyler çok daha erken dönemde belirlenebilir ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik stratejiler zamanında uygulanabilir. Araştırmacılara göre bu tür çalışmalar, Alzheimer ve diğer demans türleriyle mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: ,
error: İçerik korunmaktadır !!