e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Kadın Libidosu İçin Yeni Adım

kadin-libidosu-icin-yeni-adim

Artık Menopoz Sonrası Kadınlar İçin de Onaylı...

07:00:08

FDA, Menopoz Dönemini Geçirmiş Kadınlar İçin Libido Artırıcı Hapı Onayladı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) kadınların cinsel isteğini artırmayı hedefleyen Addyi adlı ilacın kullanım alanını menopoz sonrası kadınları da kapsayacak şekilde genişletmesi, hem tıp dünyasında hem de kadın sağlığı tartışmalarında uzun süredir devam eden bir başlığı yeniden gündeme taşıdı…

İlk olarak 2015 yılında onaylanan bu ilaç, başlangıçta yalnızca menopoz öncesi, düşük cinsel istek nedeniyle belirgin duygusal sıkıntı yaşadığını bildiren kadınlar için reçete edilebiliyordu. Son alınan kararla birlikte Addyi’nin artık 65 yaşına kadar olan menopoz sonrası kadınlarda da kullanılabilmesinin önü açılmış oldu. Bu gelişme, ilacın on yılı aşkın süredir devam eden tartışmalı geçmişi göz önüne alındığında, yalnızca tıbbi değil aynı zamanda sosyal ve politik anlamlar da taşıyor.

Addyi’nin etken maddesi flibanserin, kadın cinsel isteğini doğrudan hormonlar üzerinden değil, beyindeki bazı nörotransmitter sistemlerini etkileyerek düzenlemeyi amaçlayan bir ilaç. Özellikle dopamin ve norepinefrin gibi uyarıcı etkisi olan kimyasalları artırırken, serotonin gibi baskılayıcı etkisi bulunan kimyasalların etkisini azaltmayı hedefliyor. Bu yönüyle Addyi, erkeklerde kullanılan Viagra veya benzeri ilaçlardan temelde farklı bir mekanizmaya sahip. Viagra türü ilaçlar, cinsel uyarılmayı fiziksel olarak kolaylaştıran damar genişletici etkiler üzerinden çalışırken, Addyi daha çok cinsel isteğin zihinsel ve duygusal boyutuna müdahale etmeyi amaçlıyor. Bu fark, ilacın etki süresi, kullanım şekli ve beklentiler açısından önemli sonuçlar doğuruyor.

FDA’nın ilacı ilk aşamada iki kez reddetmiş olması, bu alandaki çekincelerin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Kurum, yapılan klinik çalışmalarda ilacın sağladığı faydanın görece sınırlı olduğunu, buna karşılık yan etkilerin göz ardı edilemeyecek düzeyde bulunduğunu belirtmişti. Addyi’yi kullanan kadınların bir bölümünde baş dönmesi, mide bulantısı, aşırı yorgunluk ve uyku hali gibi etkiler rapor edilmişti. Daha da önemlisi, alkolle birlikte alındığında ilacın ciddi tansiyon düşüşlerine ve bayılmalara yol açabildiği gösterilmişti. Bu nedenle Addyi, FDA’nın en ciddi uyarı kategorisi olan kutulu uyarı ile piyasaya sürüldü. Bu uyarı, ilacın kullanımını pratikte zorlaştıran ve birçok hekim ile hasta açısından caydırıcı olan önemli bir faktör haline geldi.

Buna rağmen ilacın 2015’te onay alması, yalnızca bilimsel verilerle açıklanabilecek bir süreç değildi. Sprout Pharmaceuticals ve ilacı destekleyen çeşitli savunuculuk grupları, kadınların cinsel isteksizliği konusundaki tedavi seçeneklerinin yetersizliğini bir kadın sağlığı ve eşitlik meselesi olarak ele aldı. Erkekler için erektil disfonksiyon tedavisinde onlarca ilacın bulunmasına karşın, kadınlar için benzer sayıda farmakolojik seçeneğin olmaması, bu kampanyaların merkezinde yer aldı. “Even the Score” gibi girişimler, FDA üzerindeki kamuoyu baskısını artırarak onayın önünü açan faktörlerden biri oldu.

Ancak Addyi’nin piyasaya çıkmasının ardından beklenen ticari başarı gerçekleşmedi. İlacın her gün düzenli olarak alınması gerekmesi, etkisinin yavaş ortaya çıkması ve yan etkilerinin belirgin olması, kullanım oranlarını sınırladı. Ayrıca birçok kadın, cinsel isteksizliğin tek başına biyolojik bir sorun olarak ele alınmasından rahatsızlık duydu. Uzmanlar da bu noktada temkinli bir yaklaşım benimsedi. Cinsel isteğin, ilişki dinamikleri, stres, ruh sağlığı, bedensel hastalıklar, hormonal değişimler ve kültürel faktörler gibi çok sayıda değişkenin etkileşimiyle şekillendiği vurgulandı.

Menopoz sonrası dönemde bu tablo daha da karmaşık hale geliyor. Östrojen ve testosteron gibi hormonlardaki düşüş, vajinal kuruluk, ağrı, uyku bozuklukları ve genel enerji azalması gibi belirtilerle birlikte görülebiliyor. Bu biyolojik değişiklikler, cinsel isteği dolaylı yollardan etkileyebiliyor. Dolayısıyla menopoz sonrası kadınlarda düşük libido tanısı koymak ve bunu yalnızca bir ilaçla çözmeye çalışmak, birçok uzmana göre aşırı basitleştirici bir yaklaşım. FDA da bu nedenle hekimlere, Addyi reçete etmeden önce depresyon, ilişki sorunları, kronik hastalıklar veya kullanılan diğer ilaçlar gibi etkenlerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurguluyor.

2019 yılında FDA’nın düşük kadın libidosu için ikinci bir tedaviyi onaylaması da bu alandaki yaklaşımın çeşitlendiğini gösterdi. Bu ikinci tedavi, flibanserinden farklı olarak ihtiyaç duyulduğunda kullanılan ve enjeksiyon yoluyla uygulanan bir ilaçtı. Beyindeki başka bir nörolojik sistemi hedefleyen bu tedavi, günlük ilaç kullanımına sıcak bakmayan bazı kadınlar için alternatif bir seçenek sundu. Ancak bu ilaç da benzer şekilde sınırlı bir etki alanına sahip ve geniş kitleler tarafından yaygın biçimde benimsenmiş değil.

Hipoaktif cinsel istek bozukluğu olarak adlandırılan durum, 1990’lardan bu yana tıbbi literatürde yer alıyor. Buna rağmen tanının sınırları ve geçerliliği hâlâ tartışmalı. Bazı psikologlar ve sosyologlar, düşük cinsel isteğin her zaman bir bozukluk olarak sınıflandırılmasının, kadınların doğal yaşam döngülerini ve bireysel farklılıklarını tıbbileştirme riski taşıdığını savunuyor. Özellikle menopoz gibi biyolojik olarak kaçınılmaz bir dönemde yaşanan değişimlerin, otomatik olarak tedavi gerektiren bir sorun olarak ele alınmasına eleştirel yaklaşılıyor.

FDA’nın Addyi onayını menopoz sonrası kadınları kapsayacak şekilde genişletmesi, bu karmaşık tartışmanın yeni bir aşamasına işaret ediyor. Bir yandan, gerçekten bu durumdan ciddi psikolojik sıkıntı duyan kadınlar için ek bir tedavi seçeneği sunulmuş oluyor. Öte yandan, sınırlı etkinlik ve ciddi yan etkiler göz önüne alındığında, bu ilacın herkes için uygun bir çözüm olmadığı gerçeği değişmiyor. Uzman görüşleri, Addyi’nin mucizevi bir “libido artırıcı hap” olarak görülmemesi, yalnızca dikkatle seçilmiş hasta gruplarında, kapsamlı bir değerlendirme sonrasında kullanılması gerektiği yönünde birleşiyor.

Sonuç olarak Addyi’nin genişletilen onayı, kadın cinsel sağlığının tıbbi, psikolojik ve toplumsal boyutlarının ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu karar, kadınların yaşadığı sorunların ciddiye alınması açısından sembolik bir önem taşısa da, düşük cinsel isteğin tek başına farmakolojik bir mesele olmadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Kadın cinsel sağlığı alanındaki ilerlemenin, yalnızca yeni ilaçlardan değil; daha bütüncül, bireyselleştirilmiş ve önyargılardan arındırılmış yaklaşımlardan geçeceği yönündeki görüşler hâlâ güçlü biçimde varlığını koruyor.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: , ,
error: İçerik korunmaktadır !!