e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Ölümcül Hantavirüse Karşı Aşı Yarışı

olumcul-hantaviruse-karsi-asi-yarisi

WHO Uyardı: Daha Fazla Hantavirüs Vakası Görülebilir...

21:17:36

Ölüm Oranı Yüzde 40: Hantavirüs Yeniden Gündemde

Bilim insanları yıllardır hantavirüslere karşı etkili bir aşı geliştirmeye çalışıyordu. Ancak son haftalarda art arda gelen enfeksiyon haberleri, bu çabaları yeniden dünyanın gündemine taşıdı. Özellikle sıçan kaynaklı virüsün bir kruvaziyer gemisinde ölümlere yol açmasının ardından, araştırmacılar artık zamana karşı yarıştıklarını söylüyor…

İngiltere’deki University of Bath bünyesinde çalışan bilim insanları, “tamamen yeni” ve “son derece umut verici” olarak tanımladıkları bir hantavirüs aşısı üzerinde çalışıyor. Araştırmacılara göre aşı şimdiye kadar hem laboratuvar ortamında hem de hayvan modellerinde güçlü sonuçlar verdi. Yapılan testlerde “mükemmel bağışıklık tepkileri” gözlemlendiği belirtiliyor.

Ancak umut verici sonuçlara rağmen araştırmacılar temkinli konuşuyor. Çünkü bilimsel başarı ile aşının gerçek dünyada kullanılabilir hale gelmesi arasında uzun ve pahalı bir süreç bulunuyor. Uzmanlara göre en büyük sorun, bilim değil finansman.

ABD merkezli United States Army Medical Research Institute of Infectious Diseases bünyesinde çalışan virolog Jay Cooper, Nature dergisine verdiği röportajda durumu çarpıcı bir benzetmeyle anlattı:

“Yıllardır sanki dev bir kayayı tepeye doğru itiyoruz. Araştırma tarafında ilerleme var ama yeterli dış destek olmadığı için süreç olması gerekenden çok daha yavaş ilerliyor.”

Bu açıklamalar, dünya kamuoyunun dikkatini çeken dramatik bir olayın hemen ardından geldi. Yeşil Burun Adaları açıklarında seyreden MV Hondius isimli lüks kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgını, üç yolcunun hayatını kaybetmesine neden oldu. Hayatını kaybedenler arasında Hollandalı bir çift ile bir Alman yolcunun bulunduğu açıklandı. Gemide 100’den fazla kişinin karantinaya alınması, hastalığın yeniden küresel ölçekte tartışılmasına yol açtı.

World Health Organization (WHO), olay sonrası yaptığı açıklamada daha fazla vakanın ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Andes virüsünün altı haftaya kadar uzayabilen kuluçka süresi nedeniyle yeni enfeksiyonların tespit edilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

Hantavirüsler çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşıyor. Virüs, enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle temas edilmesi sonucu yayılabiliyor. Özellikle kötü havalandırılmış alanlarda kurumuş kemirgen atıklarının havaya karışması enfeksiyon riskini artırıyor. Güney Amerika’daki Andes virüsü ise nadir de olsa insandan insana bulaşabilmesiyle dikkat çekiyor.

Bath Üniversitesi’nde aşı çalışmalarını yöneten ekipte yer alan Profesör Asel Sartbaeva, şu anda hantavirüslere karşı etkili ve yaygın biçimde kullanılabilen bir aşının bulunmadığını belirtiyor. Bu durumun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki milyonlarca insanı savunmasız bıraktığını söylüyor.

Araştırma ekibi, hantavirüs grubundaki en tehlikeli türlerden biri olan Hantaan virüsüne karşı yeni bir antijen geliştirdi. Aşının geliştirilmesinde kısmen mRNA teknolojisinden yararlanılıyor. Bu teknoloji, Covid-19 salgını sırasında geliştirilen modern aşıların temelini oluşturmuştu.

Covid aşılarının aylar içinde geliştirilmesi, kamuoyunda benzer hızın diğer hastalıklar için de mümkün olduğu algısını yarattı. Ancak uzmanlara göre hantavirüs için tablo farklı. Çünkü hantavirüs Covid kadar yaygın değil ve küresel bir pandemi tehdidi olarak değerlendirilmiyor. Bu da yatırımcıların ve ilaç şirketlerinin ilgisini azaltıyor.

Dr. Cooper’a göre ticari açıdan bakıldığında hantavirüs aşılarının pazarı oldukça sınırlı. Aşıyı düzenli olarak yaptırması beklenen gruplar daha çok:

  • endemik bölgelere seyahat edenler,

  • askeri personel,

  • doğa sporlarıyla ilgilenenler,

  • kemirgenlerle yoğun temas riski taşıyan çalışanlar olacak.

Bu nedenle ilaç şirketlerinin milyarlarca dolarlık yatırım yapma konusunda isteksiz davrandığı belirtiliyor.

Bunun yanında bilimsel süreç de oldukça karmaşık. Bir aşının onay alabilmesi için önce laboratuvar testlerinden geçmesi gerekiyor. Ardından insanlar üzerinde üç ayrı klinik deneme aşaması yürütülüyor. İlk aşamada güvenlik, ikinci aşamada dozaj, üçüncü aşamada ise gerçek koruyuculuk oranı test ediliyor.

Ancak hantavirüs aşılarında benzersiz bir problem bulunuyor: vaka sayıları düzensiz ve coğrafi olarak dağınık. Yani binlerce kişinin enfekte olduğu büyük bir merkez bulunmadığından, klasik Faz 3 etkinlik çalışmaları yürütmek son derece zorlaşıyor.

Dr. Cooper’ın ekibi, Andes virüsüne karşı geliştirilen DNA aşısında ilk klinik aşamaları tamamladı. İnsanlarda nötralize edici antikorların oluştuğu gözlemlendi. Bu antikorlar, virüsün hücrelere tutunmasını fiziksel olarak engelleyerek enfeksiyonu durdurabiliyor.

Fakat aşının bir başka dezavantajı daha var: tek doz yeterli olmuyor. Mevcut prototiplerde en az üç doz gerekiyor. Bir temel doz ve ardından iki güçlendirici doz uygulanması planlanıyor.

Hantavirüs enfeksiyonları genellikle grip benzeri belirtilerle başlıyor:

  • ateş,

  • kas ağrısı,

  • halsizlik,

  • mide bulantısı,

  • baş ağrısı.

Ancak bazı hastalarda tablo hızla ağırlaşabiliyor. Virüs, akciğerlerin sıvıyla dolmasına yol açan Hantavirüs Pulmoner Sendromu’na (HPS) neden olabiliyor. Bu durumda ciddi nefes darlığı gelişiyor ve ölüm oranı yüzde 40’a kadar çıkabiliyor.

Bazı türlerde ise böbrek yetmezliği ve iç kanamaya yol açabilen Böbrek Sendromlu Hemorajik Ateş (HFRS) ortaya çıkıyor. Hastalığın geç dönemlerinde tansiyon düşüklüğü, dolaşım bozukluğu ve akut böbrek yetmezliği görülebiliyor.

Bilim insanları bugün hâlâ kesin çözümden uzak olduklarını kabul ediyor. Ancak kruvaziyer gemisindeki salgın, yıllardır sınırlı ilgi gören hantavirüs araştırmalarını yeniden ön plana çıkarmış durumda.

Araştırmacılar için asıl soru artık şu:

Bir sonraki büyük salgın ortaya çıkmadan önce, dünya bu kez hazırlıklı olabilecek mi?

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…

Etiketler:
error: İçerik korunmaktadır !!