e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Dünyanın En Ölümcül İkinci Hayvanı

dunyanin-en-olumcul-ikinci-hayvani

Zehirden Çok Erişimsizlik...

00:09:33

En Ölümcül Sessiz Tehlikelerden Biri

Yılanlar, her yıl yaklaşık 100 bin insanın ölümüne neden oluyor. Bu rakam, onları sivrisineklerden sonra insanlar için en ölümcül ikinci hayvan haline getiriyor. Ancak uzmanlara göre asıl trajedi, bu ölümlerin büyük bölümünün önlenebilir olması. Çünkü sorun yalnızca yılanların zehirli olması değil; dünyanın en kırılgan bölgelerinde yaşayan milyonlarca insanın, hayatta kalmalarını sağlayacak sağlık hizmetlerine zamanında ulaşamaması…

Yılan ısırıkları en sık Sahra altı Afrika’da, Güney ve Güneydoğu Asya’da, Latin Amerika’nın kırsal kesimlerinde görülüyor. Bu bölgelerde insanlar çoğu zaman tarım işçisi, çoban ya da açık arazide çalışan emekçilerden oluşuyor. Gün doğmadan tarlaya giden bir çiftçi, gece karanlığında yürüyen bir çocuk ya da çıplak ayakla çalışan bir işçi, çoğu zaman fark etmeden ölümcül bir yılanla karşı karşıya kalabiliyor.

Sorun yalnızca ısırığın kendisiyle sınırlı değil. Birçok insan için asıl mücadele, ısırıldıktan sonra başlıyor.

Yılan zehirlenmelerinde en etkili tedavi yöntemi antivenom, yani panzehir. Ancak bu tedavinin işe yarayabilmesi için çoğu zaman yılan türünün doğru şekilde belirlenmesi gerekiyor. Çünkü her panzehir her yılan için etkili değil. Bir bölgede işe yarayan serum, başka bir coğrafyadaki farklı türler üzerinde tamamen etkisiz kalabiliyor. Bu durum özellikle kırsal bölgelerde ciddi bir soruna dönüşüyor. Küçük sağlık merkezlerinde çoğu zaman yeterli ekipman bulunmuyor; personel hangi yılanın saldırdığını tespit edemiyor ya da uygun panzehir stokta yer almıyor.

Bazı vakalarda hastalar saatlerce yanlış tedaviyle zaman kaybediyor. Oysa yılan zehrinde zaman, hayat ile ölüm arasındaki çizgiyi belirleyen en kritik unsur. Birçok zehir türü sinir sistemini felç ediyor, solunumu durduruyor ya da iç organlarda geri dönüşü olmayan hasarlar bırakıyor. Tedavi geciktikçe ölüm riski hızla yükseliyor.

Panzehir üretiminin kendisi de başlı başına büyük bir problem. Antivenom üretmek son derece pahalı ve karmaşık bir süreç. Üstelik en fazla ihtiyaç duyan topluluklar genellikle dünyanın en yoksul bölgelerinde yaşıyor. Bu nedenle ilaç şirketleri için ekonomik açıdan cazip bir pazar oluşmuyor. Yıllar içinde bazı büyük üreticiler düşük kârlılık nedeniyle bu alandan çekildi. Bunun sonucunda özellikle Sahra altı Afrika’da ciddi panzehir kıtlıkları ortaya çıktı.

Bugün bazı ülkelerde insanlar, yalnızca birkaç doz serum bulunamadığı için hayatını kaybediyor. Kimi zaman hastaneler ellerindeki sınırlı stoğu hangi hastaya kullanacaklarına karar vermek zorunda kalıyor. Daha trajik olan ise, bazı bölgelerde halkın sahte ya da düşük kaliteli panzehirlere yönelmek zorunda kalması. Bu ürünler bazen hiçbir işe yaramıyor, bazen de hastanın durumunu daha da kötüleştiriyor.

Tedaviye ulaşım da en az ilaç kadar büyük bir engel. Yılan ısırıklarının önemli bir kısmı uzak köylerde ve altyapısı zayıf bölgelerde meydana geliyor. İnsanlar çoğu zaman en yakın hastaneye ulaşabilmek için saatlerce yol gitmek zorunda kalıyor. Ambulans hizmetlerinin olmadığı yerlerde hastalar motosikletlerle, traktörlerle ya da omuzlarda taşınarak sağlık merkezlerine ulaştırılıyor. Bu süreçte kaybedilen her dakika ölüm riskini artırıyor.

Bazı bölgelerde ise insanlar modern sağlık sistemine ulaşmak yerine geleneksel yöntemlere başvuruyor. Kesikler açmak, zehri emmeye çalışmak, bitkisel karışımlar kullanmak ya da turnike uygulamak gibi yöntemler hâlâ yaygın biçimde kullanılıyor. Ancak uzmanlar, bu müdahalelerin çoğunun etkisiz olduğunu ve bazen durumu daha da ağırlaştırdığını belirtiyor.

Krizin bir başka boyutu ise görünmez olması. Yıllar boyunca yılan ısırıkları küresel sağlık sisteminde yeterince ciddiye alınmadı. Çünkü birçok ölüm resmî kayıtlara hiç geçmedi. Uzak köylerde hayatını kaybeden insanlar çoğu zaman istatistiklere yansımadı. Bu nedenle sorun uzun süre “görünmeyen bir halk sağlığı krizi” olarak kaldı. Uzmanlara göre gerçek sayıların açıklanan rakamların da üzerinde olabileceği düşünülüyor.

Son yıllarda ise bilim insanları daha umut verici çözümler üzerinde çalışıyor. Yeni nesil panzehirlerin, belirli bir yılan türüne bağımlı olmadan daha geniş koruma sağlaması hedefleniyor. Ayrıca soğuk hava deposu gerektirmeyen, taşınması daha kolay tedaviler geliştiriliyor. Bu yenilikler özellikle elektriğin ve sağlık altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde büyük fark yaratabilir.

Uluslararası sağlık kuruluşları ve araştırma merkezleri, yılan ısırıklarını artık ihmal edilmiş bir tropikal hastalık olarak değil, küresel bir sağlık sorunu olarak ele almaya başladı. Ancak uzmanlar, laboratuvarlarda geliştirilen çözümlerin gerçek anlamda etkili olabilmesi için en büyük ihtiyacın hâlâ aynı olduğuna dikkat çekiyor: sağlık hizmetlerine erişim.

Çünkü bugün dünyada binlerce insan, bir yılanın zehrinden çok, o zehre karşı korunabilecek sistemlerin eksikliği nedeniyle hayatını kaybediyor.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: , ,
error: İçerik korunmaktadır !!