e-BİLGİ, e-MAGAZİN

Artık Neden Ünlü Oldukları Belli Değil

artik-neden-unlu-olduklari-belli-degil

Algoritmaların Yarattığı Yeni Ünlüler...

13:39:13

Medyada İçi Boş Kavramların Kullanılmasının Önüne Geçilmesi Gerekiyor

Bir dönem “ünlü” olmak, belirli bir üretim alanında uzun yıllar boyunca görünürlük kazanmayı ifade ediyordu. Sinema oyuncuları filmleriyle, müzisyenler eserleriyle, yazarlar kitaplarıyla, bilim insanları çalışmalarıyla tanınırdı. Şöhret çoğu zaman bir sonuçtu; kişinin ortaya koyduğu üretimin, başarının ya da toplumsal etkinin doğal uzantısı olarak ortaya çıkardı. Bugün ise dijital çağın içinde bu ilişki büyük ölçüde tersine dönmüş durumda. Artık birçok insan, herhangi bir belirgin üretim alanıyla değil, yalnızca görünür olduğu için “ünlü” olarak tanımlanıyor. İşte “sosyal medya ünlüsü” kavramına yönelik temel eleştiri de tam burada başlıyor…

Çünkü bu ifade ilk bakışta anlamlı görünse de, aslında içi oldukça boş bir tanım. “Neden ünlü?” sorusuna net bir cevap veremeyen bir kavramdan söz ediyoruz. Bir oyuncunun neden tanındığı bellidir; bir şarkıcının, bir yönetmenin ya da bir bilim insanının da öyle. Ancak “sosyal medya ünlüsü” denildiğinde çoğu zaman kişinin yaptığı iş değil, yalnızca dolaşımda olması tarif edilmiş oluyor. Yani ünün kaynağı, üretim değil görünürlük haline geliyor. Bu durum, modern dijital kültürün en dikkat çekici kırılmalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Özellikle son on yılda sosyal medya platformlarının hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte şöhret anlayışı kökten değişti. Eskiden görünür olmak için televizyona çıkmak, büyük gazetelerde yer almak ya da kültürel üretim alanlarında kabul görmek gerekiyordu. Bugün ise algoritmalar sayesinde milyonlarca insana ulaşmak teknik olarak çok daha kolay. Ancak bu demokratikleşme, beraberinde ciddi bir kavram karmaşası da getirdi. Çünkü artık popülerlik ile yetkinlik, görünürlük ile değer, takipçi sayısı ile toplumsal etki birbirine karıştırılıyor.

Basının bu dili hızla benimsemesi de eleştirilerin büyümesine neden oldu. Haber sitelerinde sık sık şu tarz başlıklarla karşılaşıyoruz:

“Sosyal medya fenomeni X şöyle dedi…”

“Sosyal medya ünlüsü Y tatilde görüntülendi…”

Bu tür ifadeler ilk bakışta sıradan görünse de aslında önemli bir dönüşümün işareti. Çünkü medya, kişiyi neden haber yaptığını açıklamak yerine, yalnızca dijital görünürlüğünü referans alıyor. Yani kişinin yaptığı iş değil, internetteki dolaşımı haber değeri kazanıyor. Bu da şöhretin içeriğini giderek boşaltıyor.

Özellikle “fenomen” kelimesi Türkiye’de neredeyse tamamen anlam kaybına uğramış durumda. Başlangıçta internet üzerinde viral hale gelen kişiler için kullanılan bu ifade, zamanla her yüksek takipçili hesap sahibine yöneltildi. Bugün bir makyaj videosu çeken biri de, canlı yayın yapan biri de, günlük yaşamını paylaşan biri de, reklam içerikleri üreten biri de aynı başlık altında toplanabiliyor. Böyle olunca kavram açıklayıcı olmaktan çıkıp yalnızca dikkat ekonomisinin etiketi haline geliyor.

Aslında iletişim akademisyenleri ve kültür teorisyenleri bu dönüşümü uzun süredir tartışıyor. Özellikle “self-referential fame” yani “kendine referans veren şöhret” kavramı bu meseleyi açıklamak için sıkça kullanılıyor. Buna göre kişi artık belirli bir üretimi nedeniyle değil, zaten görünür olduğu için daha görünür hale geliyor. Takipçi sayısı medya görünürlüğünü artırıyor, medya görünürlüğü reklam anlaşmalarını getiriyor, reklam anlaşmaları ise kişiyi daha da görünür hale taşıyor. Böylece içerikten bağımsız bir şöhret döngüsü oluşuyor.

Bu sistemin merkezinde ise algoritmalar var. Sosyal medya platformları insanlara en kaliteli içeriği değil, en fazla etkileşim üreten içeriği öne çıkarıyor. Öfke, tartışma, kriz, gösteriş ve aşırı görünürlük bu nedenle dijital ortamda çok daha hızlı yayılıyor. Sonuç olarak dikkat çekme becerisi, birçok durumda üretim becerisinin önüne geçiyor. Günümüz dijital kültüründe “tanınmak”, çoğu zaman “değerli olmak” ile karıştırılıyor.

Bu durum yalnızca kültürel bir sorun da değil; aynı zamanda ekonomik bir sistemin sonucu. Çünkü sosyal medya ekonomisi tamamen dikkat üzerine kurulu. Takipçi sayısı reklam gelirine dönüşüyor, görünürlük marka anlaşmaları getiriyor ve etkileşim doğrudan ticari değere çevriliyor. Bu yüzden “sosyal medya ünlüsü” kavramı boş görünse bile sektör açısından oldukça işlevsel. Reklam dünyası için önemli olan şey kişinin neden tanındığı değil, kaç kişiye ulaştığı.

Basının da bu sisteme hızla entegre olduğu görülüyor. Geleneksel medya artık yalnızca haber üreten bir yapı değil; aynı zamanda dijital trafik peşinde koşan bir organizma haline geldi. Sosyal medya figürleri tıklama getirdiği için haber merkezleri onları sürekli dolaşımda tutuyor. Böylece medya, sosyal medyanın ürettiği görünürlüğü yeniden büyütüyor. Bir anlamda televizyon, internet figürlerini meşrulaştırırken; sosyal medya da geleneksel medyayı besliyor.

Ancak bu durumun önemli sonuçları var. Çünkü görünürlük ile uzmanlık arasındaki çizgi silikleşiyor. Örneğin sağlık, psikoloji, ekonomi ya da siyaset gibi alanlarda milyonlarca takipçisi olan kişiler, herhangi bir uzmanlıkları olmasa bile ciddi bir etki alanı oluşturabiliyor. Takipçi sayısı, modern toplumda bir tür otoriteye dönüşüyor. Oysa popüler olmak, doğru bilgi üretmek anlamına gelmiyor.

Bu nedenle son yıllarda bazı gazeteciler ve medya araştırmacıları daha net kavramlar kullanılmasını savunuyor. “İçerik üreticisi”, “dijital yayıncı”, “video yayıncısı” ya da “internet kişiliği” gibi tanımların daha açıklayıcı olduğu düşünülüyor. Çünkü bu ifadeler en azından kişinin ne yaptığını tarif ediyor. “Sosyal medya ünlüsü” ise çoğu zaman yalnızca boş bir statü ifadesi olarak kalıyor.

Belki de en dikkat çekici mesele şu: Modern çağda şöhret ilk kez tamamen üretimden kopmuş durumda. Geçmişte insanlar bir şey yaptıkları için tanınırdı; bugün ise birçok kişi tanındığı için bir şey yapıyor. Dijital kültürün yarattığı en büyük kırılmalardan biri tam olarak bu olabilir.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: , ,
error: İçerik korunmaktadır !!