e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Tohum Yağları Hakkında Bilinen Yanlışlar

tohum-yaglari-hakkinda-bilinen-yanlislar

Bitkisel Yağ Hakkındaki Mitler...

07:09:05

Bildiklerinizi Unutun

Tuhaf bir şekilde, “bitkisel yağ” terimi çoğu zaman yanlış anlaşılır, çünkü sebzelerden elde edilen yağları değil, esas olarak soya fasulyesi, mısır, kanola, ayçiçeği ve aspir gibi tohumlardan çıkarılan yağların karışımını ifade eder. Bu nedenle kavram hem teknik olarak muğlaktır hem de halk tarafından çoğu zaman yanlış yorumlanır…

Bu yağlar genellikle heksan gibi çözücüler kullanılarak ekstrakte edilir ve yenilebilir, raf ömrü uzun bir ürün elde etmek için degumming, ağartma ve koku giderme gibi endüstriyel işlemlerden geçirilir. Bu süreç “kimyasal” olduğu için çoğu insanda olumsuz bir algı yaratır, ancak işlemlerin kendisi bu yağları otomatik olarak sağlıksız hâle getirmez.

Nitekim bilimsel veriler de bunu destekler. Bitkisel yağların başlıca örneklerinden biri olan kanola yağının etkilerini inceleyen 42 klinik çalışmayı kapsayan geniş bir meta-analiz, kanola yağının LDL-C, ApoB ve trigliseritleri düşürme açısından zeytinyağı ile benzer sonuçlar gösterdiğini, tereyağı gibi doymuş yağlara kıyasla ise belirgin şekilde daha olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Yani bu yağların kolesterolü yükselttiği ve kalp-damar hastalığı riskini artırdığı yönündeki yaygın inanış bilimsel kanıtlarla örtüşmez; tersine, doymuş yağ yerine kullanıldıklarında kardiyovasküler belirteçleri iyileştirebilirler.

Bir başka yanlış kanı da tohum yağlarındaki omega-6 yağ asitlerinin iltihabı artırdığı yönündedir. Mevcut araştırmalar, omega-6 alımının CRP gibi inflamasyon belirteçleri üzerinde anlamlı bir yükseltici etkiye sahip olmadığını göstermektedir. Dahası, bu yağların ana bileşenlerinden biri olan linoleik asit, kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve meme kanseri risklerinde azalma ile ilişkilendirilmiştir. Omega-6’nın “zararlı” olduğu fikri bu nedenle aşırı indirgemeci bir yaklaşımdır.

Pişirme sırasında oksidatif stres yaratma konusundaki endişeler de çoğunlukla abartılır. Yağların yüksek ısıda ve tekrar tekrar kullanılması elbette oksidasyonu hızlandırabilir, fakat kontrollü kullanımda kanola gibi yağların insanlarda oksidatif stresi artırmadığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Burada asıl dikkat edilmesi gereken, tüm yağların zamanla okside olduğu gerçeği nedeniyle, ürünün serin ve karanlık bir yerde saklanmasıdır.

Tohum yağlarının kilo aldırdığı iddiası da bilimsel dayanaklardan yoksundur. Yağ içeriği yüksek ultra işlenmiş gıdalar elbette kilo artışına yol açabilir, ancak bu yağların kendisi değil, bağlamdır. Sağlıklı yağlar -tohum yağları dahil- tokluk hissini destekler ve besin emilimine katkıda bulunur. Doymamış yağlardan zengin Akdeniz diyetinin kilo yönetiminde etkili olduğu defalarca gösterilmiştir.

Son olarak, bu yağların “endüstriyel olduğu için doğası gereği tehlikeli” olduğu fikri artık beslenme biliminde geçerli bir görüş değildir. Sorun yağların kendisinden ziyade, ultra işlenmiş gıdalarda aşırı miktarda kullanılmaları ve genel diyetin omega-3 bakımından yetersiz olmasıdır. Omega-6 ve omega-3 yağ asitleri arasında daha sağlıklı bir denge sağlamak için balık, keten tohumu ve ceviz gibi omega-3 kaynaklarını artırmak yeterlidir.

Genel tabloya bakıldığında, güncel beslenme kılavuzlarının doymuş yağların yerine zeytinyağı, kanola yağı veya ayçiçek yağı gibi doymamış yağların kullanılmasını tavsiye etmesi, mevcut bilimsel kanıtlarla uyumludur.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: ,
error: İçerik korunmaktadır !!