ABD’nin “Gizli” Uçuşu Nasıl Deşifre Oldu?..
18:38:02
Hayaletler Ortaya Çıktı: Avrupa’da Kritik Karşılaşma
Soğuk Savaş sonrası dönemin en gizemli uçaklarından biri olan F-117 Nighthawk, görünmezlik teknolojisiyle yalnızca radarları değil, zaman zaman kamuoyunu da “aldatmayı” başaran bir platform olarak biliniyor. Ancak 2002 yılının sonbaharında, Avrupa semalarında yaşanan sıra dışı bir olay, bu gizliliğin her zaman kusursuz işlemediğini gösterdi…
18 Ekim 2002’de, Avusturya hava sahasında rutin gibi görünen bir uçuş, kısa sürede şüpheli bir vakaya dönüştü. ABD Hava Kuvvetleri, Almanya’daki Spangdahlem Air Base’den kalkacak bir uçağın Avusturya üzerinden geçişi için izin talep etmişti. Belgelerde bu uçuş, sivil kökenli bir DC-10 kargo uçağı olarak tanımlanıyordu. Normal şartlarda bu tür üst geçişler oldukça sıradan kabul edilir ve genellikle sorunsuz şekilde onaylanır.
Ancak bu kez bazı detaylar Avusturyalı yetkililerin dikkatinden kaçmadı. Uçuş planında yer alan kimlik bilgileri, bildirilen uçak tipiyle tam olarak örtüşmüyordu. Ayrıca sistemde yalnızca tek bir uçak görünmesine rağmen, radar izleri birden fazla hava aracına işaret ediyordu. Üstelik uçuş planında kısa süre içinde yapılan değişiklikler, şüpheleri daha da artırdı.
Bunun üzerine Avusturya Hava Kuvvetleri, durumu yerinde doğrulamak amacıyla iki adet Saab 35 Draken savaş uçağını havalandırdı. Bu tür önleme görevleri, hava sahası güvenliğinin standart bir parçasıydı. Ancak karşılaşacakları manzara, sıradan bir kimlik kontrolünden çok daha fazlasını içeriyordu.
Draken pilotları hedefe yaklaştığında, söz konusu uçağın aslında bir DC-10 değil, onun askeri türevi olan KC-10 Extender olduğunu tespit etti. Bu tek başına alışılmadık değildi; tanker uçakları uzun menzilli görevlerde sıkça kullanılır. Ancak asıl dikkat çekici olan, tanker uçağın hemen arkasında uçan iki adet F-117 Nighthawk’tı.

Stealth özellikleri nedeniyle genellikle radar izlerini minimize edecek şekilde operasyon yapan bu uçakların, Avrupa’nın merkezinde bir tankerle birlikte açık formasyonda görülmesi nadir bir durumdu. Avusturyalı pilotların bu anı fotoğrafladığı ve olayın daha sonra havacılık çevrelerinde tartışma yarattığı biliniyor.
Peki bu uçuşun amacı neydi?
O dönemde ABD, Irak savaşı öncesinde Orta Doğu’da askeri varlığını artırıyordu. F-117’ler, özellikle hassas hedeflere yönelik ilk dalga saldırılarında kullanılan platformlar olarak öne çıkıyordu. Ancak bu uçakların sınırlı menzili, onları doğrudan uzun mesafeli intikallerde tanker desteğine bağımlı hâle getiriyordu.
Bu bağlamda, Avrupa üzerinden gerçekleşen bu uçuşun, Basra Körfezi’ne yönelik bir konuşlandırmanın parçası olması muhtemel görünüyor. Bununla birlikte, Avusturya’ya sunulan uçuş planının neden farklı şekilde beyan edildiği sorusu net bir yanıt bulmuş değil. Bu durum, ya bürokratik bir uyumsuzluk ya da operasyonel gizliliği koruma çabasının bir sonucu olabilir.
Beş ay sonra başlayan Irak işgalinde F-117’lerin aktif rol aldığı bilinse de, Avusturya semalarında görülen bu iki uçağın doğrudan o operasyonlara katılıp katılmadığı kesin olarak doğrulanmış değil.
Yine de bu olay, modern hava operasyonlarının doğasına dair önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Gökyüzü ne kadar geniş olursa olsun, tamamen görünmez kalmak her zaman mümkün değil. Bazen en gizli görevler bile, beklenmedik bir anda, beklenmedik gözler tarafından fark edilebiliyor.
