Her 77 Kişiye Bir Kitapçı...
08:40:35
Dünyanın İlk Kitap Kasabası: 2 Bin Nüfusa Karşılık 26 Kitapçı
Dijital kitapların ve çevrim içi alışverişin giderek yaygınlaştığı günümüzde, kitapçıların birer birer kepenk indirdiği haberlerine sıkça rastlanıyor. Ancak Birleşik Krallık’ın Galler bölgesinde bulunan küçük bir kasaba, onlarca yıldır bu eğilimin tam tersini temsil ediyor. Yaklaşık 2.000 nüfuslu Hay-on-Wye, dünyanın dört bir yanındaki kitapseverleri kendine çeken benzersiz kimliği sayesinde “Dünyanın İlk Kitap Kasabası" unvanını taşıyor…
Galler’in Powys bölgesinde, İngiltere sınırına yakın konumda bulunan Hay-on-Wye, yüzölçümü ve nüfusu bakımından oldukça mütevazı bir yerleşim yeri olmasına rağmen, kitap kültürü söz konusu olduğunda dünya çapında tanınan bir merkez hâline gelmiş durumda. Kasabanın en dikkat çekici özelliği ise sahip olduğu olağanüstü kitapçı yoğunluğu.
Yaklaşık 2.000 kişinin yaşadığı Hay-on-Wye‘da tam 26 kitapçı bulunuyor. Bu da ortalama olarak her 77 kişiye bir kitapçı düştüğü anlamına geliyor. Dünyanın birçok büyük kentinde bile benzer bir yoğunluğa rastlamak oldukça güç. Kasabanın dar sokaklarında yürürken neredeyse her köşe başında farklı bir kitapçıya rastlamak mümkün.
Hay-on-Wye‘ı özel kılan yalnızca kitapçı sayısı değil. Buradaki dükkânların önemli bir bölümü bağımsız işletmelerden oluşuyor ve her biri farklı bir alanda uzmanlaşıyor. Kimi mağaza yalnızca nadir bulunan ilk baskıları satışa sunarken, kimileri antika eserler, koleksiyon kitapları veya uzun yıllardır baskısı yapılmayan yayınlar üzerine yoğunlaşıyor. Tarih, sanat, şiir, çocuk edebiyatı, haritalar ya da belirli dönemlere ait eserler gibi niş alanlara odaklanan kitapçılar da kasabanın kültürel çeşitliliğini artırıyor.
Bu özellikleri sayesinde Hay-on-Wye, yalnızca kitap satın almak isteyenlerin değil, koleksiyoncuların, akademisyenlerin, araştırmacıların ve sahaf kültürüne ilgi duyan ziyaretçilerin de uğrak noktası hâline gelmiş durumda. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen kitapseverler, raflar arasında saatler geçirerek başka yerde bulamayacakları eserlerin peşine düşüyor.
Kasabanın “Kitap Kasabası" olarak anılmasının temelinde de işte bu güçlü kültürel kimlik yatıyor. Hay-on-Wye, dünyanın ilk “Book Town" yani kitap kasabası olarak kabul ediliyor ve bu unvan, zaman içinde uluslararası ölçekte bir marka değerine dönüşmüş durumda. Daha sonraki yıllarda farklı ülkelerde benzer konseptte kasabalar ortaya çıksa da, bu fikrin öncüsü olarak gösterilen yer hâlâ Hay-on-Wye.
Kasabanın uluslararası ün kazanmasında kitapçılar kadar düzenlenen kültürel etkinliklerin de önemli payı bulunuyor. Özellikle her yıl gerçekleştirilen edebiyat festivali, dünyanın en saygın yazarlarını, düşünürlerini, gazetecilerini ve sanatçılarını bir araya getiriyor. Festival döneminde kasabanın nüfusu katlanarak artarken, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler söyleşilere katılıyor, imza günlerini takip ediyor ve kitapçılarda uzun vakit geçiriyor. Böylece Hay-on-Wye, yılın belirli dönemlerinde küçük bir kasabadan çok uluslararası bir kültür merkezini andırıyor.
Kasabanın atmosferi de bu kimliği destekliyor. Tarihî taş binalar, dar sokaklar ve vitrinlerini kitaplarla süsleyen dükkânlar, ziyaretçilere adeta açık hava kütüphanesini andıran bir ortam sunuyor. Bazı noktalarda yer alan ücretsiz açık hava kitap rafları ise kasabanın kitap sevgisini günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getiriyor. İnsanlar bu raflardan kitap alabiliyor, okuduklarını bırakabiliyor ya da başka okurlarla paylaşabiliyor.
Hay-on-Wye‘ın başarısı, küçük yerleşim yerlerinin kültürel kimliklerini doğru şekilde değerlendirerek nasıl uluslararası bir cazibe merkezine dönüşebileceğinin de dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Ekonomisini büyük ölçüde kitapçılık, kültür turizmi ve edebiyat etkinlikleri üzerine kuran kasaba, yalnızca yerel halk için gelir kaynağı oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda okuma kültürünün canlı tutulmasına da katkı sağlıyor.
Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde Hay-on-Wye‘ın gördüğü ilgi, basılı kitapların hâlâ güçlü bir çekim gücüne sahip olduğunu ortaya koyuyor. İnternet üzerinden birkaç tıklamayla kitap siparişi vermek mümkün olsa da, raflar arasında dolaşarak beklenmedik bir keşif yapmak, yıllardır aranan bir ilk baskıya rastlamak ya da bir sahafın tavsiyesiyle yeni bir yazarla tanışmak gibi deneyimler, kitapseverler için hâlâ eşsiz bir değer taşıyor.
Bugün Hay-on-Wye yalnızca çok sayıda kitapçının bulunduğu küçük bir Galler kasabası değil; kitapların insanlar arasında kurduğu kültürel bağın, okuma alışkanlığının ve bağımsız kitapçılığın simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 2.000 nüfusa karşılık 26 kitapçıya ev sahipliği yapan bu sıra dışı yerleşim, dünyanın dört bir yanındaki okurlara, kitapların yalnızca raflarda duran nesneler değil, bir kasabanın kimliğini şekillendirebilecek kadar güçlü bir kültürel miras olduğunu da hatırlatıyor.
Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
