Middle Eastern Rock...
23:55:16
Kesinlikle Dinlemeye Değer
Rubi Ate the Fig, ABD merkezli bir rock grubu. Grubun merkezindeki isim Sharon Eliashar: vokalist, gitarist, besteci ve prodüktör. Kudüs doğumlu olan Eliashar, Kaliforniya’nın çöl bölgesinde büyümüş. Klasik müzik, kompozisyon ve Ortadoğu müziği üzerine çalışmış; ayrıca Sina Çölü’ndeki Bedevilerle geçirdiği zamanın müziğinin oluşumunda çok önemli bir etkisi olmuş…
Grubun kendi tanımlaması oldukça güzel: Amerikan rock’ını Ortadoğu rengi ve groove’uyla birleştiriyorlar. Bir eleştirmen de müziklerini kabaca “Led Zeppelin ve Mahavishnu Orchestra çölde dolaşıyor, sonra Grace Slick‘le çay içmek için duruyor” şeklinde tarif etmiş. Bu biraz esprili ama müziğin karakterini gerçekten iyi anlatıyor.
Özellikle Led Zeppelin‘in “Kashmir” tarafını, Mahavishnu Orchestra‘nın ritmik ve armonik maceracılığını ve 60’lar/70’ler psychedelic rock’ının atmosferini seviyorsanız, grubun neden ilginç olduğunu hemen anlayabilirsiniz.
Sharon Eliashar’ın Hikâyesi
Grubun en ilginç tarafı aslında Sharon Eliashar‘ın geçmişi.
Eliashar Kudüs’te doğmuş, fakat California’nın çöl bölgesinde yetişmiş. Bir dönem matematik eğitimi almış ve Santa Fe Community College‘da matematik öğretmenliği yapmış. Daha sonra klasik müzik ve kompozisyon üzerine yoğunlaşmış. Müzikal yaklaşımının temelinde de bu iki dünyanın -matematiksel yapı ile Ortadoğu müziğinin ritmik/melodik özelliklerinin- birleşimi bulunuyor.
Daha da ilginci, Sina’da Bedevilerle geçirdiği zaman onun besteciliğini ciddi biçimde etkilemiş. Kendi anlatımına göre Ortadoğu’ya ait müzikal miras ile çocukluğunda dinlediği rock müziği arasında bir bağlantı kurmuş.
Bu nedenle Rubi Ate the Fig‘in müziğinde Ortadoğu müziği sonradan eklenmiş egzotik bir süs gibi durmuyor. Bestelerin temel kompozisyon dilinin bir parçası.
Müzikte Neler Var?
Burada grup gerçekten ilginçleşiyor.
Kadrosunda klasik rock enstrümanlarının yanı sıra kanun, ud, saz, cello, darbuka ve farklı Ortadoğu vurmalıları kullanılıyor. Bazı kayıtlarda ney, Arap yaylıları, zurna ve başka geleneksel enstrümanlar da devreye giriyor.
Dolayısıyla “Ortadoğu etkili rock” deyip geçmek biraz eksik kalıyor.
Ritimlerde poliritmik yapılar, alışılmadık ölçüler ve zaman değişimleri bulunuyor. Eliashar‘ın klasik müzik eğitimi ve matematik geçmişi burada kendisini gösteriyor. Bir röportajında Ortadoğu müziğini esprili biçimde “ultimate math rock” olarak tanımlıyor.
Bu nedenle müziklerinde yalnızca atmosfer değil, ciddi bir kompozisyon çalışması da var.
Kadro da İlginç
Grubun müzisyenleri de oldukça güçlü geçmişlere sahip.
Örneğin gitarist ve klavyeci Marc Mann, George Harrison‘ın Concert for George projesinde çalmış; ayrıca ELO, Oingo Boingo gibi isimlerle çalışmış.
Davulcu Danny Montgomery ise Ray Charles, Percy Sledge, Taj Mahal, Mose Allison ve Jerry Harrison gibi isimlerle çalışmış deneyimli bir müzisyen.
Miles Jay ise bas gitarın yanında saz ve cello da çalıyor ve kariyeri boyunca Akdeniz, Ortadoğu ve Doğu Afrika müzik geleneklerindeki enstrümanların ilişkilerini yeniden yorumlamaya odaklanmış.
Yani grup, “birkaç arkadaş bir araya gelip psychedelic rock yapmış” seviyesinde değil. Arkasında ciddi bir müzisyenlik birikimi bulunuyor.
Desert Electric
Grubun şu anda tek albümü var: Desert Electric
Albüm 9 Eylül 2025’te yayımlandı ve dokuz parçadan oluşuyor. Parçalar arasında Breathe With Me Slowly, Gilgamesh, They Came With Stones, Caress the Moon, Your Story, The Tent, In the Garden, Tremor ve Flight bulunuyor.
Fakat albümün hikâyesi de oldukça ilginç.
Albümün ilk versiyonu 2022’de sınırlı biçimde yayımlanmış. Daha sonra kayıtların yapıldığı Rich Mouser‘ın stüdyosu Los Angeles yangınlarında tamamen yok olmuş ve orijinal master kayıtları kaybedilmiş. Grup bunun üzerine albümü yeniden inşa etmek zorunda kalmış. 2025’te çıkan versiyon, bu yeniden oluşturulan çalışma. Dokuz parçanın altısı daha önce bir biçimde yayımlanmış olsa da albüm yeni bir bütünlük içinde yeniden tamamlanmış.
Bu nedenle Desert Electric aslında grubun yıllar boyunca geliştirdiği müzikal dünyanın bir tür yeniden doğuşu.
“Gilgamesh” Özellikle İlginç
Albümdeki Gilgamesh parçası da dikkat çekici. 2024’te single olarak yayımlanmış ve yaklaşık dört dakika uzunluğunda.
Parçanın adının Mezopotamya’nın en eski edebî eserlerinden biri olan Gılgamış Destanı‘na gönderme yapması da grubun Ortadoğu tarihine ve mitolojisine olan ilgisiyle uyumlu.
Zaten Rubi Ate the Fig‘in genel müzikal dünyasında çöl, mitoloji, aşk, ölüm, dönüşüm ve mistisizm gibi temalar önemli yer tutuyor.
Gerçekten Rock mı?
Evet, ama “rock” kelimesini geniş anlamda kullanmak gerekiyor.
Grubun müziğinde:
Progressive rock var.
Psychedelic rock var.
Jazz-rock/fusion var.
70’ler hard rock etkileri var.
Ve bunların üzerine Ortadoğu müziğinin makam, ritim ve enstrümanları geliyor.
Dolayısıyla grubun yaptığı şey, örneğin Batı’daki bazı “world music” projelerinde olduğu gibi rock altyapısının üzerine birkaç egzotik enstrüman koymak değil. Müzikal yapı gerçekten iki tarafın birleşiminden oluşuyor.
Bu nedenle “Middle Eastern rock” etiketi oldukça yerinde.
Kısacası kesinlikle dinlemeye değer.
Ama önemli bir fark var: Bu grup doğrudan “yeni Led Zeppelin” falan gibi dinlenmemeli. Zeppelin‘den aldığı şey daha çok ağır riff mantığı, blues-rock enerjisi ve özellikle “Kashmir” tipi modal/egzotik atmosfer. Mahavishnu‘dan ise ritmik karmaşıklık ve fusion yaklaşımı geliyor.
Üstelik Sharon Eliashar‘ın vokali de klasik rock kadın vokalisti kalıbından biraz farklı. Grace Slick‘e duyduğu hayranlık açıkça görülüyor ve bazı eleştirmenler de vokalinde Slick‘i hatırlatan bir taraf olduğunu belirtiyor.
Grubun ismi de müzikleri kadar ilginç. “Rubi Ate the Fig” kulağa rastgele seçilmiş bir psychedelic rock grubu adı gibi geliyor ama grubun bütün estetik dünyasına baktığında; çöl, mitoloji, tensellik, mistisizm ve Ortadoğu referanslarıyla birlikte anlam kazanmaya başlıyor.
Burada asıl ilginç soru “iyi bir grup mu?”dan ziyade “Neden daha önce karşıma çıkmadı?” sorusu. Çünkü müzisyenlik seviyesi ve yaptıkları müziğin özgünlüğü, bugün Spotify‘da birkaç bin aylık dinleyicisi bulunan tipik bir bağımsız gruptan çok daha ciddi bir projeye işaret ediyor. Spotify şu anda grubu sadece 4.000’e yakın aylık dinleyici seviyesinde gösteriyor. Yani henüz tanınmıyorlar…
Yani henüz büyük bir grup değil. Ama müzikal açıdan çok karakterli bir grup. İkisi arasında önemli bir fark var.
