Onlar da Kış Uykusuna Yatıyor...
00:53:42
Çoğu Erişkin Sivrisinek, Soğuk Başladığında Ölür
Sivrisineklerin ortadan kaybolması, yani bir anlamda ortadan “toz olmaları”, sıcaklıkların düşmeye başlamasıyla olur; ama tam zaman, bölgenin iklimine göre değişir. Türkiye gibi ılıman iklimli yerlerde genelde Ekim sonu–Kasım başı gibi sayıları iyice azalır, Kasım ortasından itibaren de çoğu tür artık aktif değildir…
Bu durumun nedeni tamamen sıcaklıktır. Sivrisinekler soğukkanlı canlılardır; yani vücut ısılarını çevreden alırlar. Hava sıcaklığı 10–12°C’nin altına indiğinde hareket kabiliyetleri azalır, beslenemez ve üreyemez hale gelirler. Artık uçamadıkları için hem konak (insan veya hayvan) bulamazlar hem de yumurtalarını uygun ortamlara bırakamazlar.
Peki akıbetleri ne olur? Türüne göre değişmekle birlikte üç temel senaryo vardır:
Yetişkinlerin ölümü:
Çoğu erişkin sivrisinek, soğuk başladığında ölür. Özellikle yaz boyunca yumurtlamış dişiler yaşam döngüsünü tamamlamış olur.
Kışlayan bireyler:
Bazı türlerde (örneğin Culex pipiens, yani en yaygın şehir sivrisineği) dişiler kışa girmeden önce çiftleşir, sonra yumurtlamadan uyku benzeri bir duruma (diapoz) geçer. Bu dişiler, kış boyunca kapalı ve korunaklı yerlerde -bodrumlar, lağım girişleri, ağaç kovukları, hayvan barınakları gibi- hareketsiz kalır. Havalar ısınınca (Mart sonu–Nisan gibi) yeniden aktif hale gelirler.
Yumurta ve larvaların kışlaması:
Bazı türler yumurtalarını soğuğa dayanıklı biçimde bırakır. Yumurta ya da larva halinde su birikintilerinde veya nemli toprakta kışı geçirirler. Sıcaklık ve nem uygun hale geldiğinde gelişim devam eder.
Özetle:
Türkiye’de sivrisinek etkinliği genelde Nisan–Ekim arasıdır.
Kasım–Mart arası dönemde ya ölürler ya da kış uykusuna geçerler.
İlkbaharda sıcaklık 15°C’yi geçince döngü yeniden başlar.
Kış uykusu, yani hibernasyon, özellikle soğuk iklimlerde yaşayan bazı memeli türlerinde görülen bir adaptasyondur. Ama insanlar gibi sürekli uyanık kalmak zorunda olan canlılarda değil; ayılar, kirpiler, yılanlar, kaplumbağalar gibi hayvanlarda görülür. Bunu biraz detaylı açıklayalım:
Kış uykusu sırasında hayvanın metabolizması ciddi şekilde yavaşlar. Vücut ısısı düşer (bazı türlerde normalin çok altına), kalp atış hızı ve solunum yavaşlar. Örneğin bir ayı kış uykusundayken kalp atışı dakikada 50’den 8–10’a kadar düşebilir. Bu sayede enerji tüketimi minimuma iner ve hayvan, vücut yağlarını yakarak aylarca yiyeceksiz hayatta kalabilir.
Beyin aktivitesi de azalır, ama tamamen durmaz; hayvan hâlâ çevresel tehlikelere çok yavaş tepkiler verebilir. Ayrıca bazı türler kış uykusundayken az da olsa hareket edebilir veya metabolizmayı geçici olarak hızlandırarak tuvalet ihtiyaçlarını karşılayabilirler.
Kısaca: kış uykusu, hayvanın enerji tasarrufu yapmak ve soğuk, yiyeceksiz kış döneminde hayatta kalmak için vücut fonksiyonlarını yavaşlatmasıdır.
Sivrisineklerde kış uykusu (hibernasyon) memelilerden biraz farklıdır çünkü sivrisinekler soğuk kanlı ve kısa ömürlü böceklerdir. Onlar doğrudan “uykuya” yatmazlar; daha çok durağan bir kış fazı olan diapoz evresine girerler.
Sivrisineklerde durum şöyle işler:
Bazı türlerde erişkin dişi sivrisinekler, yumurtalarını bırakıp sonra kış boyunca saklanacakları nemli, korunaklı alanlara (örneğin bodrum, ağaç kabukları, taş altları) çekilir. Vücut aktiviteleri ciddi şekilde yavaşlar, metabolizmaları yavaşlar. Bu dönemde yiyecek ihtiyaçları neredeyse sıfırdır.
Bazı türlerde ise yumurtalar kışa dayanıklı hale gelir ve erginler ölür; yavrular yumurta halinde kışı geçirir. Bu yumurtalar donma veya kuraklık koşullarına dayanacak şekilde sert bir kabukla korunur.
Havanın ısısı yükselince veya ilkbahar geldiğinde, yumurtadan larva çıkar ve yaşam döngüsü yeniden başlar.
Yani sivrisinekler “kış uykusuna” daha çok yumurta veya dişi ergin formunda metabolizmayı düşürerek girerler; bizim düşündüğümüz ayı tipi kış uykusu gibi uzun süreli uyku değildir.
