El Niño’nun Sessiz Ölüm Dalgası...
08:43:08
Süper El Niño’nun Ölümcül Bilançosu
2026 yılında etkisini giderek artıran olağanüstü güçlü El Niño, yalnızca sıcaklık rekorlarıyla değil, insan sağlığı üzerindeki ağır etkileriyle de gündeme geliyor. Chicago Üniversitesi bünyesindeki Climate Impact Lab tarafından hazırlanan yeni bir analiz, El Niño’nun yol açtığı olağandışı sıcaklıkların 2026’nın ikinci yarısı ile 2027’nin ilk aylarında dünya genelinde yüz binlerce ek ölüme neden olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre El Niño’nun Haziran 2026’da başlamasından Şubat 2027’ye kadar olan dönemindeki sıcaklık etkileri yaklaşık 451 bin ek sıcaklık kaynaklı ölümle ilişkilendirilebilir…
Ancak bu rakamın tamamı önümüzdeki altı aya ilişkin bir tahmin değil. Araştırmacılar, Haziran ayında başlayan olayın bugüne kadar yol açmış olması beklenen ölümleri de hesaba katıyor. Eylül 2026’dan Şubat 2027’ye kadar olan altı aylık dönem için öngörülen ek ölüm sayısı yaklaşık 240 bin. Dolayısıyla 451 binlik toplam, geçmişteki tahmini etkiler ile önümüzdeki altı aya ilişkin projeksiyonun birleşiminden oluşuyor.
Sıcaklık Ölüm Riskini Artırıyor
Bu hesaplama, El Niño nedeniyle doğrudan ölecek insanların sayıldığı basit bir tahmin değil. Araştırmacılar, farklı bölgelerde sıcaklık ile ölüm arasındaki geçmişte gözlemlenen ilişkiyi kullanıyor. Daha önce yaklaşık 24 bin bölgeyi kapsayan araştırmalarda, sıcaklık değişimleri ile ölüm oranları arasındaki ilişki ortaya konmuştu. Yeni çalışmada bu veriler, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nin (ECMWF) mevsimsel sıcaklık tahminleriyle birleştirildi.
Buradaki temel yaklaşım, belirli bir bölgede sıcaklıkların normalin üzerine çıkması durumunda ölüm oranının ne kadar değiştiğini hesaplamak. Çünkü aşırı sıcakların etkisi dünyanın her yerinde aynı değil. Zaten sıcak iklimlerde yaşayan, yaşlı nüfusu fazla olan ve sağlık altyapısı sınırlı bölgelerde birkaç derecelik ek sıcaklık bile ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Klima kullanımının yaygın olduğu, sağlık hizmetlerine erişimin daha kolay bulunduğu ve sıcak hava uyarı sistemlerinin daha gelişmiş olduğu bölgelerde ise aynı sıcaklık artışının etkisi daha sınırlı kalabiliyor.
Climate Impact Lab‘ın hesaplamasına göre El Niño döneminde dünya üzerindeki kara sıcaklıkları normal koşullara kıyasla yaklaşık 1,2 derece daha yüksek olabilir. Bu artışın, tipik bir yıla göre aşırı sıcak günlerin sayısını yaklaşık yüzde 44 artırabileceği tahmin ediliyor. Bu nedenle araştırmacılar mevcut dönemi yalnızca olağanüstü bir hava olayı olarak değil, gelecekte iklim değişikliğinin daha sık karşılaşılabilecek koşullarına ilişkin bir uyarı olarak değerlendiriyor.
En Ağır Yük Küresel Güney’de
Tahmin edilen ölüm yükünün dünyanın yoksul ve sıcak bölgelerinde yoğunlaşması bekleniyor. Afrika’nın Sahel kuşağı, araştırmanın en fazla etkilenecek bölgelerinden biri. Nijerya, Sudan, Nijer ve Çad’ı kapsayan Sahel’de önümüzdeki altı aylık dönemde yaklaşık 66.800 ek sıcaklık kaynaklı ölüm öngörülüyor. Bunun yaklaşık 31.400’ünün yalnızca Nijerya’da gerçekleşebileceği tahmin ediliyor.
Güney ve Güneydoğu Asya da önemli bir risk bölgesi olarak öne çıkıyor. Hindistan’da Eylül 2026-Şubat 2027 döneminde yaklaşık 15.800 ek sıcaklık kaynaklı ölüm bekleniyor. Bu tahminin belirsizlik aralığı yaklaşık ±1.600 ölüm olarak veriliyor. Hindistan’daki ölümlerin neredeyse yarısının Aralık-Şubat döneminde gerçekleşmesi bekleniyor. Bununla birlikte sıcaklık etkisinin bu tarihten sonra da sürmesi ve ülkenin yaz aylarında ölüm yükünün yeniden artması mümkün görülüyor.
Filipinler, Vietnam, Tayland ve Kamboçya’da toplam yaklaşık 19.400 ek ölüm öngörülüyor. Endonezya için tahmin yaklaşık 19.300, Brezilya için ise 13.300. Bu rakamlar, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşayan milyonlarca insanın zaten yüksek sıcaklıklara maruz kaldığı bir dönemde El Niño‘nun ek sıcaklık yükünün ne kadar önemli olabileceğini gösteriyor.
Amerika Birleşik Devletleri de etkilenmeyecek değil. Ancak tahmin edilen yaklaşık 3.500 ek sıcaklık kaynaklı ölüm, ülkeyi çalışmada en fazla etkilenen 20 ülke arasına soksa da, ölüm yükünün Afrika ve Asya’daki bazı bölgelere kıyasla çok daha düşük kalacağını gösteriyor. Araştırmacılar bu farklılığın yalnızca sıcaklıklarla değil, sağlık sistemleri, gelir düzeyi, altyapı, klima erişimi ve aşırı sıcaklara uyum kapasitesi gibi faktörlerle de ilişkili olduğunu belirtiyor.
El Niño Tek Başına Değil
Burada önemli bir ayrım bulunuyor. Yaklaşık 451 binlik tahmin, El Niño’nun yaratacağı toplam ölüm sayısı anlamına gelmiyor. Climate Impact Lab‘ın hesabı özellikle sıcaklıkla bağlantılı ek ölümlere odaklanıyor. Oysa güçlü bir El Niño‘nun etkileri sıcaklık artışıyla sınırlı değil.
El Niño, bazı bölgelerde kuraklığı şiddetlendirebilir, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabilir ve orman yangınları için daha elverişli koşullar oluşturabilir. Başka bölgelerde ise aşırı yağış, sel ve fırtınalar görülebilir. Tarımsal üretimde yaşanabilecek kayıplar gıda fiyatlarını ve gıda güvenliğini etkileyebilir. Bazı hastalıkların yayılma koşulları da sıcaklık ve yağış düzenindeki değişimlerden etkilenebilir. Bu nedenle 451 binlik rakam, El Niño‘nun insan hayatı üzerindeki bütün sonuçlarını kapsayan bir küresel ölüm bilançosu olarak okunmamalı.
Bu ayrım aynı zamanda rakamın neden bir kesinlik ifadesi olmadığını da gösteriyor. Önümüzdeki altı aya ilişkin 240 binlik tahmin, mevsimsel sıcaklık tahminlerinin gerçekleşmesine ve geçmişte gözlenen sıcaklık-ölüm ilişkilerinin gelecekte de benzer biçimde işlemesine dayanıyor. Dolayısıyla bu sayı gerçekleşmesi kesinleşmiş bir ölüm bilançosu değil, mevcut veriler ve hava tahminleri kullanılarak oluşturulmuş bir risk projeksiyonu.
Gelecekten Gelen Kartpostal
Araştırmacıların kullandığı en dikkat çekici ifadelerden biri, mevcut El Niño koşullarını “gelecekten gelen bir kartpostal" olarak tanımlamaları. Bunun nedeni, bugün olağanüstü kabul edilen sıcaklıkların, iklim değişikliği devam ettiği takdirde yaklaşık 20 yıl sonra daha sıradan koşullar haline gelebileceğine ilişkin iklim projeksiyonları.
Bu benzetmenin asıl anlamı, yalnızca 2026-27 El Niño‘sunun ne kadar ölümcül olabileceğini göstermek değil. Bugün yaşanan olağanüstü sıcaklıkların gelecekte daha sık görülmesi halinde toplumların bu koşullara ne ölçüde hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekmek. Araştırmacılar açısından El Niño böylece bir tür doğal stres testi işlevi görüyor: Aşırı sıcaklıkların sağlık sistemlerini, şehirleri ve toplumsal altyapıyı nasıl etkilediği gerçek zamanlı olarak gözlemlenebiliyor.
Önlem Almak İçin Zaman Var
Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, tahmin edilen ölümlerin kaçınılmaz olmadığına dikkat çekmesi. Aşırı sıcaklara karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, soğutma merkezlerinin açılması, yeterli su ve hidrasyon noktalarının oluşturulması, özellikle yaşlı ve diğer kırılgan gruplara yönelik sağlık ekiplerinin artırılması ve açık havada çalışanların korunması ölüm riskini azaltabilecek önlemler arasında gösteriliyor.
Hastanelerin aşırı sıcak dönemlerine hazırlanması da önemli. Sıcak hava yalnızca sıcak çarpmasına yol açmıyor; kalp-damar ve solunum sistemi hastalıkları gibi mevcut sağlık sorunlarını ağırlaştırabiliyor. Bu nedenle sıcak hava dalgalarında sağlık kuruluşlarına başvuru sayısının artabileceği varsayımıyla personel, yatak ve acil müdahale kapasitesinin önceden planlanması gerekiyor.
Araştırmacılar ayrıca kaynakların tehlike ortaya çıktıktan sonra değil, tehlikeli sıcaklıkların oluşmasından önce harekete geçirilmesini sağlayacak “öngörülü finansman" mekanizmalarına dikkat çekiyor. Çünkü sıcak hava dalgası başladıktan sonra alınan önlemler ile birkaç gün veya hafta önceden hazırlanan sistemlerin etkisi aynı olmayabilir.
El Niño‘nun 2026-27 dönemindeki seyri bu nedenle yalnızca meteorolojik bir olay olarak izlenmiyor. Mevcut tahminlere göre sıcaklık kaynaklı ölüm yükünün Şubat 2027 sonrasında da bir süre devam etmesi mümkün. Araştırmacılar, kuzey yarımkürede sıcaklıkların yeniden yükselmesiyle ölüm riskinin sonraki aylarda farklı bölgelere kayabileceğine dikkat çekiyor.
Yaklaşık 451 binlik tahminin büyüklüğü dikkat çekici olsa da çalışmanın asıl mesajı tek bir ölüm sayısına indirgenemiyor. El Niño‘nun getirdiği aşırı sıcaklık, hangi bölgelerin daha savunmasız olduğunu ve hangi önlemlerin zamanında devreye sokulması gerektiğini gösteren küresel bir uyarı niteliğinde. Araştırmacıların yaklaşımına göre asıl mesele, tahmin edilen 240 bin ek ölümün ne kadarının gerçekleşeceğini beklemek değil, sıcaklık zirveye ulaşmadan önce bu riskin ne kadarının önlenebileceğini görmek.