105 Yıllık Hikâye Yeniden Başladı...
08:17:03
Greta Garbo Yapay Zekâ İle Geri Döndü
Hollywood’un unutulmaz yıldızlarından Greta Garbo, ölümünden 36 yıl sonra bu kez bir sinema filmiyle değil, yapay zekâ kullanılarak hazırlanan 99 saniyelik bir reklam filmiyle yeniden ekrana çıktı. İsveçli sanayi şirketi SKF’nin yeni kampanyasında dijital olarak yeniden yaratılan Garbo, şirketin sürtünmeyi ortadan kaldırmayı hedefleyen manyetik rulmanlarını tanıtıyor…
İlk bakışta sıradan bir teknoloji reklamı gibi görünen çalışma, aslında bir asırdan daha eski bir hikâyenin devamı. Garbo henüz Hollywood’un dünyaca tanınan yıldızlarından biri değilken, Greta Gustafsson adıyla 1921 yılında İsveç sanayisini uluslararası izleyiciye tanıtmak amacıyla hazırlanan bir filmde yer almıştı. SKF de o yapımda tanıtılan şirketlerden biriydi. Yeni reklam filmi, Garbo ile SKF arasındaki bu tarihi bağı günümüzün yapay zekâ teknolojisiyle yeniden kuruyor.
Ancak bu kez ekranda görünen kadın gerçek Greta Garbo değil. Yapım ekibi, Garbo’nun görüntülerini doğrudan yapay zekâ modellerine vermek yerine, onun fiziksel özelliklerini ayrıntılı biçimde tarif eden metin komutlarıyla yeni bir dijital benzerlik oluşturdu. Böylece ortaya, geçmişte çekilmiş bir görüntünün basit biçimde dijital olarak iyileştirilmesi değil, yeni bir performans için sıfırdan oluşturulmuş yapay bir Garbo çıktı.
Garbo Nasıl Yeniden Yaratıldı
Reklamın hazırlanmasındaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri, yapımcıların Garbo’nun eski film görüntülerini veya fotoğraflarını doğrudan yapay zekâ sistemlerine yüklememiş olması. Bunun temelinde telif hakkı kısıtlamaları bulunuyor. Bunun yerine ekip, Garbo’nun görünümünü tanımlayan ayrıntılı metin komutları kullandı.
Bu tanımlamalar arasında ünlü oyuncunun buz mavisi gözleri ve dalgalı sarı bob saçları gibi onu kolayca tanınabilir kılan özellikler de yer aldı. Yapay zekâ modelleri bu açıklamalardan hareketle Garbo’nun dijital görünümünü oluşturdu. Üretimde Çin merkezli Seedream ile Google’ın Nano Banana Pro gibi görüntü üretim modellerinden yararlanıldığı açıklandı.
Fakat reklamın tamamı yapay zekâ tarafından üretilmiş bir video değil. Yapım ekibi, gerçek bir oyuncunun hareketlerini temel aldı ve oluşturulan Garbo görüntüsünü bu oyuncunun üzerine yerleştirdi. Böylece yüz ve fiziksel görünüm yapay zekâ tarafından oluşturulurken beden hareketleri gerçek bir insan performansından geldi.
Ses konusunda ise farklı bir yöntem izlendi. Garbo’nun sesini sıfırdan tahmin etmek yerine eski bir film kaydından yararlanıldı ve bu kayıt üzerinden dijital ses yeniden oluşturuldu. Sonuçta reklamda izleyiciye sunulan karakter; gerçek bir oyuncunun hareketleri, yapay zekâyla oluşturulmuş bir yüz ve arşiv kaydından yeniden üretilen Garbo sesiyle ortaya çıktı.
Bu yöntem, yapay zekânın yalnızca görüntü üretmek için değil, geçmişte yaşamış bir oyuncunun yeni bir performansını oluşturmak için kullanılabileceğini göstermesi açısından da dikkat çekiyor. Ortada eski bir Garbo görüntüsünün yeniden gösterilmesi yok. Garbo’nun hiç gerçekleştirmediği yeni bir konuşma ve yeni bir performans, onun dijital benzerliği üzerinden oluşturulmuş durumda.
Asırlık Bağ Yeniden Kuruldu
SKF’nin kampanyayı Garbo üzerinden kurmasının nedeni yalnızca oyuncunun dünya çapındaki şöhreti değil. Şirket ile Garbo arasındaki bağlantı, oyuncunun kariyerinin henüz başlarına kadar uzanıyor.
Garbo, daha sonra Hollywood’un en büyük yıldızlarından biri olacak isim olarak tanınmadan önce İsveç’te Greta Gustafsson adıyla çalışıyordu. 1921 yılında İsveç sanayisini yurt dışında tanıtmak amacıyla hazırlanan bir filmde rol aldı. SKF de bu filmde yer alan şirketlerden biriydi. Dolayısıyla yeni reklam, Garbo ile SKF arasında sonradan yaratılmış yapay bir bağ kurmuyor; tarihsel bir ilişkiyi günümüz teknolojisiyle yeniden sahneye taşıyor.
SKF bu geçmişi, günümüzde geliştirdiği manyetik rulman teknolojisiyle birleştiriyor. Manyetik rulmanlarda dönen mil, fiziksel temas yerine manyetik alan kullanılarak taşınıyor. Böylece mekanik temasın yol açtığı sürtünme, aşınma ve bakım ihtiyacının azaltılması hedefleniyor. Şirket, teknolojinin özellikle enerji tüketiminin yüksek olduğu veri merkezleri, soğutma sistemleri ve yarı iletken üretim ekipmanları gibi alanlarda kullanılabileceğini belirtiyor.
Kampanyanın mesajı da bu nedenle yalnızca nostalji üzerine kurulmuyor. SKF, bir yandan geçmişteki Garbo bağlantısını yeniden canlandırırken diğer yandan sürtünmeyi azaltmaya yönelik mühendislik yaklaşımını öne çıkarıyor. Şirket ayrıca 1919’da öncülük ettiği bir ödeme modelini de enerji tasarrufu fikriyle yeniden yorumluyor. Kampanyanın adı da bu anlayışı taşıyor: “Pay like it’s 1919 – with your energy savings.”
Garbo’nun Mirasçıları Onayladı
Projenin en önemli taraflarından biri, Garbo’nun dijital benzerliğinin izinsiz kullanılmamış olması. SKF, kampanyanın Garbo’nun mirasını yöneten Harriet Brown & Company Inc. ile iş birliği içinde ve aile üyelerinin desteğiyle hazırlandığını açıkladı.
Garbo’nun mirasını yöneten akrabalarından Craig Reisfield ise ortaya çıkan sonucu oldukça etkileyici buldu. Reisfield, yapay zekânın Garbo’nun tavırlarını, kıyafetlerini, yüzünü ve hatta sesini yakalayabilmesinden etkilendiğini söyledi. The Guardian’a yaptığı açıklamalarda, bu deneyimin gelecekte dijital Garbo’nun başka film rollerinde kullanılmasına kapı açabileceğini de dışlamadı.
Bu açıklama, reklamın neden yalnızca bir pazarlama kampanyası olarak görülmediğini de ortaya koyuyor. Çünkü burada tartışılan konu, ölmüş bir oyuncunun eski görüntülerini kullanmakla sınırlı değil. Yapay zekâ, Garbo’nun daha önce hiç söylemediği sözleri söyleyen, daha önce hiç gerçekleştirmediği hareketleri yapan yeni bir “performans” üretiyor.
“Ghostploitation” Tartışması
Tam da bu noktada tartışmanın diğer tarafı devreye giriyor. Garbo’nun mirasçıları projeye izin vermiş olsa da bazı eleştirmenler, ölmüş sanatçıların yapay zekâ aracılığıyla yeniden yaratılmasını etik açıdan sorunlu buluyor.
Bu uygulama için kullanılan “ghostploitation” ifadesi, ölmüş kişilerin dijital benzerliklerinin ticari amaçlarla kullanılmasını eleştiren bir tanımlama olarak öne çıkıyor. Tartışmanın merkezindeki soru şu: Bir sanatçının mirasçıları kullanım için izin verdiğinde, sanatçının kendisinin hiçbir zaman onay veremeyeceği yeni bir performansın etik açıdan meşru olduğu kabul edilebilir mi?
Bu soru özellikle yapay zekânın giderek daha gerçekçi dijital insan görüntüleri oluşturabildiği bir dönemde önem kazanıyor. Bir oyuncunun yalnızca yüzünü yeniden üretmek başka, onun adına yeni bir karakter yaratmak ve daha önce söylemediği sözleri söylemesini sağlamak ise çok daha farklı bir aşamaya işaret ediyor.
Garbo örneğinde ise tartışma daha da dikkat çekici hale geliyor. Çünkü oyuncu, kariyerinin büyük bölümünü tamamladıktan sonra kamu hayatından uzaklaşmış ve 1990 yılında hayatını kaybetmişti. Buna rağmen bugün teknoloji sayesinde görüntüsü, sesi ve oyunculuk kimliği yeni bir reklam performansında kullanılabiliyor.
Eleştiriler Reklamın Önüne Geçti
Reklamın teknik tarafı kadar dikkat çeken bir başka konu ise aldığı eleştiriler oldu. The Guardian film eleştirmeni Peter Bradshaw, SKF’nin reklamını son derece olumsuz değerlendirdi ve yapay zekâ tarafından oluşturulan Garbo’nun orijinal oyuncunun karizmasını yakalayamadığını savundu. Bradshaw’ın değerlendirmesinde, ortaya çıkan görüntü Garbo’nun sinema tarihindeki etkileyici varlığından uzak, yapay ve ruhsuz bir kopya olarak nitelendirildi.
Eleştirinin temelinde aslında yapay zekâ teknolojisinin bugün karşı karşıya olduğu daha geniş bir sorun bulunuyor: Bir insanın yüzünü ve sesini taklit etmek, o insanın sahip olduğu karakteri, bakışı, zamanlamayı ve sahne üzerindeki doğal varlığını gerçekten yeniden üretmek anlamına geliyor mu?
Garbo gibi oyuncularda bu soru daha da önemli hale geliyor. Çünkü onun sinema tarihindeki etkisi yalnızca fiziksel görünümünden kaynaklanmıyordu. Sessiz sinema döneminden sesli sinemaya geçişte oluşturduğu oyunculuk tarzı, bakışları, beden dili ve kamera karşısındaki kontrollü duruşu, yıldız imajının ayrılmaz parçalarıydı.
Yapay zekâ bunların bir bölümünü taklit edebilir. Ancak ortaya çıkan sonuç, teknik açıdan ne kadar gelişmiş olursa olsun, gerçek oyuncunun geçmişteki performansıyla aynı şey değil. SKF reklamına yönelik olumlu ve olumsuz tepkilerin birbirinden bu kadar ayrışmasının nedenlerinden biri de burada yatıyor.
Yapay Zekâ İçin Yeni Bir Eşik
Greta Garbo’nun SKF reklamındaki dönüşü, yapay zekânın eğlence ve reklam sektöründe ulaştığı yeni aşamayı gösteren çarpıcı örneklerden biri. Daha önce ölmüş sanatçıların görüntülerinin arşiv kayıtlarından yeniden kullanılması zaten mümkündü. Ancak burada yapılan bundan farklı: Yapay zekâ, geçmişte yaşamış bir sanatçının yeni bir performansını oluşturuyor.
Üstelik Garbo örneğinde bu kullanım için ailesinin ve miras yöneticilerinin onayı bulunuyor. Bu nedenle tartışmanın merkezinde yalnızca “izin var mı?” sorusu yer almıyor. Asıl mesele, böyle bir iznin ölmüş bir sanatçının dijital olarak yeniden yaratılmasının etik ve sanatsal sonuçlarını ne ölçüde çözdüğü.
SKF açısından kampanya, şirketin yüz yılı aşkın geçmişini günümüz teknolojisiyle birleştiren yaratıcı bir pazarlama çalışması. Garbo’nun mirasçıları açısından ise sanatçının mirasını yeni mecralarda yaşatmanın bir yolu. Eleştirmenler açısından bakıldığında ise aynı çalışma, yapay zekânın insan performansını taklit etme konusunda ne kadar ileri gitmesi gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.
Belki de bu reklamı önemli kılan tam olarak bu çelişki. 1921 yılında genç Greta Gustafsson, İsveç sanayisini tanıtan bir filmde kamera karşısına geçti. 105 yıl sonra ise aynı isim, artık hayatta olmayan Greta Garbo’nun yapay zekâ tarafından oluşturulmuş dijital benzerliği olarak yine bir İsveç şirketinin reklamında görünüyor.
Aradaki fark ise yalnızca teknolojinin değişmiş olması değil. 1921’de kamera karşısında gerçek bir insan vardı. 2026’da ise gerçek bir insanın görüntüsü, sesi ve performansı teknolojinin yardımıyla yeniden yorumlanıyor.
SKF’nin 99 saniyelik filmi bu nedenle yalnızca manyetik rulmanları tanıtan bir reklam değil. Aynı zamanda yapay zekânın ölmüş sanatçıların dijital mirasları üzerindeki kullanımının geleceğine ilişkin tartışmanın somut örneklerinden biri. Garbo’nun yeniden ekrana çıkması, bir yandan sinema tarihine yapılan dikkat çekici bir gönderme, diğer yandan da “Bir sanatçının dijital kopyası ne zaman yalnızca bir görüntü olmaktan çıkıp yeni bir performansa dönüşür?” sorusunu gündeme getiriyor.