Gençlik Umudundan Ölümcül Hastalığa: Alpler’de Mantar Trajedisi...
07:32:38
Fransız Köyünde ALS Salgını Sahte Mantarlara Bağlandı
Fransız Alpleri’nin gözlerden uzak kayak köylerinden Montchavin, tıp dünyasını sarsan bir araştırmanın odağına oturdu. Yaklaşık 200 kişilik nüfusa sahip köyde son on yılda 16 kişiye amyotrofik lateral skleroz (ALS) teşhisi konuldu. Bu oran, dünya ortalamasının katbekat üzerinde…
Araştırmayı yürüten Fransız nörolog Emmeline Lagrange, vakaların ortak noktasının sahte morel mantarları olduğunu belirledi. Özellikle Gyromitra gigas ve Gyromitra esculenta türlerinin tüketildiği ortaya çıktı.
Köylüler, bu mantarların gençleştirici etkileri olduğuna inanıyor ve Fransa’da yasaklanmasına rağmen gizli bir topluluk içinde düzenli olarak toplanmaya devam ediyordu. Bazı hastaların bu mantarları yirmi yılı aşkın süredir yediği belirlendi.
Söz konusu mantarların içeriğinde bulunan gyromitrin adlı bileşik, vücutta güçlü bir nörotoksine dönüşüyor. Bu madde, daha önce Guam’da ALS ve demans salgınıyla ilişkilendirilmişti.
Araştırmada görev alan sinirbilimci Peter Spencer da bulguları doğruladı. 16 ALS hastasıyla 48 sağlıklı köylünün karşılaştırıldığı çalışmada çarpıcı bir sonuç çıktı: Hastaların tamamı sahte morel mantarı yemişti, sağlıklı kontrol grubunda ise hiçbir tüketim izine rastlanmadı.
Fransız hükûmeti hazırladığı raporda nedensel bağın kesin olarak kanıtlanamayacağını belirtse de, araştırmacılar tekrar tekrar tüketilen bu mantarların köydeki yüksek ALS oranının başlıca risk faktörü olduğuna dikkat çekiyor.
Bulgular uluslararası kaygı yarattı çünkü sahte morel mantarları hâlen İskandinavya ve Kuzey Amerika’nın bazı bölgelerinde özel bir yiyecek olarak görülüyor ve titiz pişirme yöntemlerinden sonra restoranlarda servis edilebiliyor.
Uzmanlar, amatör toplayıcıların sahte morel ile yenilebilir gerçek morel mantarlarını ayırt etmekte zorlandığını, bunun da ciddi zehirlenmelere yol açabileceğini vurguluyor.
Araştırma, yabani mantar tüketimindeki riskleri gözler önüne sererken, ALS gibi ölümcül nörolojik hastalıkların çevresel etkenlerle bağlantısının daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini hatırlatıyor.
