e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

İshal Bakterisi Tedaviyi Zorlaştırıyor

ishal-bakterisi-tedaviyi-zorlastiriyor

Hijyen ve Erken Müdahale Önemli...

01:45:39

İlaca Dirençli Shigella Alarmı

Cinsel temasın yanı sıra kirli gıda, su ve kişiden kişiye temas yoluyla da bulaşabilen Shigella bakterisi, giderek artan antibiyotik direnci nedeniyle halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle geniş çapta ilaca dirençli (XDR) suşların yayılması, bazı enfeksiyonlarda kullanılabilecek tedavi seçeneklerini önemli ölçüde daraltıyor. ABD ve Birleşik Krallık’ta yürütülen araştırmalar, hem dirençli bakterilerin yayılımına hem de cinsel temasla bağlantılı enfeksiyonlardaki artışa dikkat çekiyor…

Shigella bakterisinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonu şigelloz olarak adlandırılıyor. Hastalık genellikle ishal, karın krampları ve ateşle kendini gösterirken bazı vakalarda dışkıda kan görülebiliyor. Enfeksiyon çoğunlukla kendiliğinden iyileşse de ağır seyreden vakalarda tıbbi tedavi gerekebiliyor. Asıl endişe ise hastalığın tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin giderek daha az etkili hale gelmesi.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin (CDC) Nisan 2026’da yayımladığı rapora göre, incelenen Shigella örnekleri arasında geniş çapta ilaca dirençli suşların oranı 2011-2015 döneminde yüzde sıfırken 2023’te yüzde 8,5‘e yükseldi. Bu oran, bütün Shigella enfeksiyonlarının yüzde 8,5’inin dirençli olduğu anlamına gelmiyor; antibiyotik direnci hakkında verisi bulunan ve incelenen bakteri örnekleri içindeki XDR suşların payını gösteriyor.

Antibiyotik Direnci Yayılıyor

XDR olarak tanımlanan Shigella suşları, ampisilin, azitromisin, seftriakson, siprofloksasin ve trimetoprim-sülfametoksazol olmak üzere beş antibiyotiğe karşı direnç gösteriyor. Bu ilaçların birden etkisiz kalması, özellikle ağır enfeksiyonlarda uygun tedavinin belirlenmesini güçleştiriyor. CDC, bu suşların yol açtığı enfeksiyonlar için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmış bir ağızdan alınan antibiyotik seçeneğinin bulunmadığına dikkat çekiyor.

Dirençli bakterilerin yayılması yalnızca mevcut hastaların tedavisini zorlaştırmıyor. Direnç genlerinin başka bağırsak bakterilerine aktarılabilmesi de uzun vadeli bir halk sağlığı riski yaratıyor. Bu nedenle uzmanlar, enfeksiyonların erken saptanmasını, laboratuvarlarda antibiyotik duyarlılık testlerinin yapılmasını ve salgınların yakından izlenmesini önemli görüyor.

CDC‘nin 2011-2023 dönemini kapsayan analizinde, direnç bilgisi bulunan 16 bin 788 Shigella örneğinin 510’u XDR olarak sınıflandırıldı. Bu hastalara ilişkin veriler, vakaların büyük bölümünün yetişkin erkeklerde görüldüğünü ortaya koydu. Hastaneye yatış bilgisi bulunan 258 hastanın 97’sinin, yani yaklaşık yüzde 38’inin hastaneye yatırıldığı belirlendi. Bununla birlikte, bu bulgular bütün Shigella enfeksiyonlarının aynı ölçüde ağır seyrettiği anlamına gelmiyor.

Cambridge Üniversitesi‘nden genetikçi Kate Baker‘ın da dikkat çektiği temel sorun, bakterinin son yıllarda tedavi seçeneklerini aşındıran bir direnç geliştirmesi. Bazı dirençli enfeksiyonlarda kullanılabilecek ilaçların sayısı ciddi ölçüde azalırken, hastalığın yayılma kapasitesi bu sorunu daha da önemli hale getiriyor.

Cinsel Temasla Yayılım Hızlanıyor

Shigella, geleneksel olarak kirlenmiş gıda ve su tüketimi, yetersiz hijyen ve enfekte kişilerle temas yoluyla bulaşan bir bağırsak bakterisi olarak biliniyor. Bununla birlikte, özellikle erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkekler arasında cinsel temasla bağlantılı enfeksiyon kümeleri, ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu durum hastalığın yalnızca cinsel yolla bulaştığı anlamına gelmiyor; bakterinin farklı bulaşma yollarının bulunduğunu gösteriyor.

Temmuz 2026’da gündeme gelen ve İngiltere’deki enfeksiyonları inceleyen araştırma, cinsel temasla yayılan Shigella varyantlarının 2015-2020 döneminde diğer bulaşma yollarıyla edinilen varyantlardan yıldan yıla yaklaşık yüzde 15 daha hızlı yayıldığını ortaya koydu. Araştırmada cinsel temasla bağlantılı varyantların yayılım sırasında ortalama 117 kilometrelik bir mesafeye ulaştığı, diğer bulaşma yollarıyla ilişkili varyantlarda ise bu mesafenin 46 kilometre olduğu bildirildi.

Bu sonuçlar, bakterinin yalnızca biyolojik özelliklerinin değil, insanlar arasındaki hareketliliğin ve temas ağlarının da yayılım üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Ancak söz konusu mesafeler, tek bir kişinin bakteriyi taşıdığı kesin uzaklığı değil, araştırmada incelenen varyantların yayılım örüntülerini ifade ediyor.

Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansının (UKHSA) Mart 2026’da yayımladığı verilere göre, İngiltere’de cinsel temasla bağlantılı olduğu değerlendirilen şigelloz tanısı sayısı 2025’te 2 bin 560’a ulaştı. Bu sayı 2024’te 2 bin 318, 2023’te ise 2 bin 52 olarak kaydedilmişti. Böylece 2025’te bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10’luk artış görüldü.

Çok Az Bakteri Bulaşması Yetiyor

Shigella‘nın yayılmasını kolaylaştıran önemli özelliklerden biri, enfeksiyon oluşturmak için çok az sayıda bakterinin yeterli olabilmesi. CDC‘ye göre bazı durumlarda yalnızca yaklaşık 10 mikroorganizma enfeksiyona neden olabiliyor. Bu nedenle gözle görülür bir kirlenme bulunmasa bile bulaşma gerçekleşebiliyor.

Bakteri, dışkıyla kirlenmiş ellerin ağızla temas etmesi, kontamine gıdaların tüketilmesi veya cinsel temas sırasında doğrudan ya da dolaylı biçimde taşınmasıyla yayılabiliyor. Enfeksiyon belirtileri çoğunlukla bakteriye maruz kaldıktan sonraki bir ila dört gün içinde ortaya çıkıyor. İshal, karın ağrısı ve ateş yaygın belirtiler arasında yer alırken bazı hastalarda kanlı ishal görülebiliyor.

Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişiyor. Bazı vakalar antibiyotik kullanılmadan iyileşebilirken ağır belirtiler gösteren, sıvı kaybı yaşayan veya komplikasyon riski bulunan hastaların tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerekiyor. Antibiyotiklerin gerekip gerekmediğine ve hangi ilacın kullanılacağına hekim karar vermeli. Dirençli suşların söz konusu olduğu durumlarda laboratuvar sonuçları tedavi seçiminde özellikle önem taşıyor.

Hijyen ve Erken Müdahale Önemli

CDC, Shigella enfeksiyonunun önlenmesinde el hijyenine ve bulaşma riskini azaltan davranışlara dikkat çekiyor. Tuvalet kullanımından sonra ve yemek hazırlamadan önce ellerin sabun ve suyla iyice yıkanması, enfekte kişilerin başkalarına hastalık bulaştırma olasılığını azaltabiliyor. Cinsel temas öncesinde ve sonrasında genital bölgenin ve anal bölgenin temizlenmesi de bulaşma riskini azaltmaya yönelik önlemler arasında bulunuyor.

Enfeksiyon geçiren kişilerin, ishal sona erdikten sonra en az iki hafta boyunca cinsel ilişkiden kaçınması öneriliyor. Belirtiler düzelse bile bakterinin bir süre daha dışkıyla atılabilmesi, bulaşma riskinin hemen ortadan kalkmadığı anlamına geliyor. İshalin uzaması, dışkıda kan görülmesi, yüksek ateş veya belirgin sıvı kaybı gibi durumlarda tıbbi yardım alınması gerekiyor.

Shigella örneklerinin laboratuvarlarda incelenmesi ve antibiyotik direncinin izlenmesi de salgınların kontrolünde kritik rol oynuyor. Çünkü dirençli bakterilerin hangi bölgelerde ve hangi gruplar arasında yayıldığının bilinmesi, hem uygun tedaviye ulaşılmasını hem de önleyici çalışmaların doğru biçimde planlanmasını sağlıyor.

Artan antibiyotik direnci, Shigella enfeksiyonlarının tamamının tedavi edilemez hale geldiğini göstermiyor. Ancak bazı suşlarda etkili ilaç seçeneklerinin daralması ve bakterinin çok düşük miktarlarda bile bulaşabilmesi, erken tanı, doğru tedavi ve hijyen önlemlerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: , ,
error: İçerik korunmaktadır !!