e-BİLGİ, e-GÜVENLİK, e-HABER

Akıllı Gözlüklere Küresel Fren

akilli-gozluklere-kuresel-fren

Akıllı Gözlükler Mercek Altında...

13:44:29

Akıllı Gözlüklere Dünyadan Yasak Ve Kısıtlama Dalgası

Bir zamanlar yalnızca bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz akıllı gözlükler artık gündelik hayatın bir parçası haline gelirken, teknolojinin yaygınlaşması beraberinde ciddi bir gizlilik tartışmasını da getiriyor. Özellikle kamera, mikrofon ve yapay zekâ özelliklerini sıradan bir gözlük çerçevesine yerleştiren yeni nesil cihazlar, kullanıcı açısından son derece pratik işlevler sunarken çevredeki insanlar açısından bambaşka bir soru ortaya çıkarıyor: Bir kişinin farkında olmadan kaydedildiğini nasıl anlayacağız?..

Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlükleri bu tartışmanın merkezindeki ürünlerden biri haline geldi. Dışarıdan bakıldığında geleneksel bir gözlükten ayırt edilmesi zor olan cihazlar fotoğraf ve video çekebiliyor, ses kaydedebiliyor ve bazı yapay zekâ özelliklerini kullanabiliyor. Üreticiler kayıt sırasında görünür bir ışık göstergesi bulunduğunu ve bunun gizli çekimleri önlemeyi amaçladığını belirtiyor. Ancak bu önlemlerin yeterli olup olmadığı konusunda giderek daha fazla soru soruluyor. Tartışma yalnızca teknolojinin ne yapabildiğiyle sınırlı kalmıyor; insanların kamusal alanlarda hangi koşullarda kaydedilebileceği ve bu görüntülerin nereye gidebileceği de gündeme geliyor.

Bu nedenle farklı ülkelerde hükûmetler, mahkemeler, yerel yönetimler ve özel işletmeler akıllı gözlüklerin kullanımına ilişkin yeni kurallar getirmeye veya mevcut kuralları sıkılaştırmaya başladı. Ortaya çıkan tablo henüz dünya çapında tek tip bir yasak anlamına gelmiyor. Ancak özellikle gizlilik beklentisinin yüksek olduğu yerlerde kamera taşıyan gözlüklere yönelik ciddi bir mesafe oluştuğu görülüyor.

Norveç Geçici Yasak Hazırlığında

En kapsamlı adımlardan biri Norveç’ten geldi. Norveç hükûmeti, yapay zekâ özellikli akıllı gözlüklerin belirli kamusal alanlarda geçici olarak yasaklanmasını öngören bir düzenleme hazırlıyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Yasak henüz yürürlüğe girmiş değil. Hükûmet, öneriyi kısa süre içinde parlamentoya sunmayı planlıyor ve aynı zamanda teknolojinin uzun vadede nasıl düzenlenmesi gerektiğini incelemek üzere bir uzman grubu oluşturuyor.

Önerilen düzenlemenin parklar, plajlar, müzeler, alışveriş merkezleri ve kamuya açık etkinlikler gibi insanların yoğun biçimde bulunduğu alanları kapsaması planlanıyor. Okullar, anaokulları, oyun alanları ve çocukların yoğun olarak bulunduğu diğer mekânlar da kapsam içine alınabilecek. Sağlık kuruluşları, yüzme havuzları, spor salonları ve soyunma odaları ile duşların bulunduğu alanlar da özel mahremiyet beklentisi nedeniyle değerlendirilen yerler arasında.

Norveç’in yaklaşımı doğrudan teknolojinin kendisini yasaklamaktan ziyade nerede ve hangi koşullarda kullanılabileceğine odaklanıyor. Özel kullanımın ise genel bir yasak kapsamına alınması düşünülmüyor. Hükûmet ayrıca görme engelliler gibi belirli gruplar için istisnalar ve toplum yararına kullanılabilecek bazı durumlar için özel düzenlemeler yapılabileceğini belirtiyor.

Bu yaklaşımın arkasındaki temel gerekçe oldukça açık: İnsanların fotoğraflarının çekildiğini, görüntülerinin kaydedildiğini veya seslerinin alındığını fark etmeden bir akıllı gözlüğün kamerasına ya da mikrofonuna maruz kalması.

Oslo’da Okullar da Devreye Girdi

Norveç’teki tartışma ülke çapındaki öneriden önce yerel düzeyde de başlamıştı. Oslo’da akıllı gözlüklerin okullarda kullanımına yönelik yasak getirildi. Norveç Eğitim Bakanlığı da belediyelere okullarda bu cihazların kullanımına ilişkin kurallar getirmeleri yönünde çağrıda bulundu.

Çocukların bulunduğu ortamlar bu tartışmanın en hassas başlıklarından biri. Çünkü okul, oyun alanı veya spor tesisi gibi yerlerde insanların sürekli kamera karşısında olduklarını varsaymaları mümkün değil. Geleneksel bir akıllı telefonla kayıt yapılması halinde cihazın elde tutulması ve kameranın yöneltildiğinin fark edilmesi daha kolayken, gözlüğe yerleştirilmiş kamera çok daha doğal bir kullanım biçimi yaratıyor.

Sorunun temelinde de zaten bu fark bulunuyor. Akıllı gözlükler kamerayı kullanıcının bakış hizasına taşıyor. Böylece fotoğraf veya video çekmek için telefonu çıkarmaya gerek kalmıyor. Teknolojinin kullanım kolaylığı arttıkça, çevredeki insanların kayda maruz kaldıklarını fark etme ihtimali ise aynı ölçüde artmayabiliyor.

ABD’de Mahkemelerde Kullanım Yasak

Amerika Birleşik Devletleri’nde de özellikle adli kurumlar bu teknolojiyi yakından izliyor. New York Eyaleti Birleşik Mahkeme Sistemi, 20 Temmuz’dan itibaren tüm mahkeme sistemi tesislerinde akıllı gözlükleri yasakladı. Düzenleme yalnızca duruşma salonlarını değil, mahkeme sistemine bağlı tesislerin tamamını kapsıyor.

Üstelik yasak yalnızca davalara taraf olan kişiler için geçerli değil. Avukatlar, tanıklar, ziyaretçiler, mahkeme çalışanları ve tesise giren diğer herkes kapsam içinde. Kamera, mikrofon veya ses ve görüntü kaydı yapabilen başka teknolojiler içeren gözlükler de tanımın içinde yer alıyor. Bu cihazlarla gelen kişilerin gözlüklerini girişte güvenli şekilde muhafaza edilmek üzere teslim etmeleri gerekiyor.

Mahkemelerin bu konudaki hassasiyeti anlaşılır. Duruşmaların gizlice kaydedilmesi yalnızca kişisel mahremiyet açısından değil, yargılamanın güvenliği ve mahkeme kurallarının uygulanması açısından da sorun yaratabiliyor.

İngiltere’de Mahkemeler Ve Sinemalar

Birleşik Krallık’ta da benzer bir yaklaşım görülüyor. İngiltere ve Galler’deki mahkemelerde akıllı gözlüklerin kullanımına yönelik yasak uygulanırken, özel sektör de kendi kurallarını oluşturmaya başladı. Sinema işletmecileri özellikle film korsanlığı ve izleyicilerin gizlice kaydedilmesi ihtimali nedeniyle akıllı gözlüklere karşı daha sıkı politikalar geliştiriyor.

Burada gizlilik tartışmasına bir başka boyut ekleniyor. Kamera taşıyan gözlüklerin yalnızca insanları kaydetmek için değil, sinema salonlarında filmlerin izinsiz biçimde kopyalanması için de kullanılabileceği belirtiliyor. Böylece cihazların yarattığı sorun yalnızca kişisel verilerin korunmasıyla sınırlı kalmıyor; telif hakları ve içerik güvenliği de tartışmaya dahil oluyor.

Avustralya’da Hükûmet Kısıtlama Peşinde

Avustralya’da federal hükûmet, kamera donanımlı akıllı gözlüklerin kamu kurumlarındaki işyerlerinde kullanılmasının yasaklanıp yasaklanmaması üzerinde çalışıyor. Gündeme gelen düzenlemenin temelinde hem gizlilik hem de güvenlik kaygıları bulunuyor. Hükûmet, kamu hizmetlerinde bu tür cihazların kullanımına ilişkin bir politika oluşturmak için değerlendirme yapıyor.

Avustralya’daki tartışma ayrıca teknolojinin yalnızca bireyler açısından değil, işyerleri ve devlet kurumları açısından da yeni bir güvenlik problemi yaratabileceğini gösteriyor. Bir kameranın doğrudan bir çalışanın elinde değil, gözlüğünde bulunması; toplantıların, belgelerin veya kurum içindeki konuşmaların kayıt altına alınması konusunda yeni sorular doğuruyor.

Bununla birlikte Avustralya’nın akıllı gözlüklerin ülkeye ithalatını genel olarak yasaklama yönünde bir karar almış olduğu söylenemez. Federal hükûmet daha geniş bir gizlilik düzenlemesi kapsamında giyilebilir teknolojilerin yaratabileceği riskleri inceliyor. Yerel yönetimler ise kendi sorumluluk alanlarındaki havuz, çocuk bakım merkezi ve benzeri yerlerde daha sıkı kurallar uygulayabiliyor.

Avrupa Birliği de Teknolojiyi İzliyor

Avrupa Birliği‘nde henüz akıllı gözlüklere yönelik AB çapında bir yasak bulunmuyor. Ancak teknoloji düzenleyicilerin radarında. Avrupa Veri Koruma Kurulu‘nun akıllı gözlüklerin toplumsal kabul edilebilirliği ve veri koruma açısından yaratabileceği sorunları inceleyen bir çalışma yürütmesi bekleniyor. Avrupa’daki tartışmanın merkezinde, mevcut veri koruma kurallarının bu yeni kullanım biçimlerine yeterince cevap verip vermediği bulunuyor.

Avrupa’da asıl mesele, akıllı gözlüklerin tamamen yasaklanıp yasaklanmamasından çok hangi koşullarda kullanılabileceği. Çünkü bu cihazların görme engellilere yardımcı olmak, çeviri yapmak, navigasyon sağlamak, telefon görüşmelerini kolaylaştırmak veya bilgiye hızlı erişim sunmak gibi meşru kullanım alanları da bulunuyor. Dolayısıyla düzenleyicilerin karşısındaki sorun teknolojiyi ortadan kaldırmak değil, başkalarının haklarını ihlal etmeden kullanılabileceği bir çerçeve oluşturmak.

Hollanda’da Satışlar Bile Durduruldu

Tartışmanın yalnızca devlet kurumlarıyla sınırlı kalmadığını gösteren en dikkat çekici örneklerden biri Hollanda’dan geldi. Büyük gözlük perakendecilerinden Hans Anders, Meta‘nın Ray-Ban akıllı gözlüklerinin Hollanda ve Belçika’daki satışlarını gizlilik endişeleri nedeniyle askıya aldı. Şirket, kararın teknoloji hakkındaki kamuoyu ve siyasi tartışmaların büyümesiyle bağlantılı olduğunu açıkladı.

Bu karar, akıllı gözlükler açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. Çünkü burada söz konusu olan belirli bir mekânda kullanım yasağı değil, ürünün ticari satışının geçici olarak durdurulması. Hollanda’da tüketici kuruluşları ve veri koruma çevreleri de cihazların insanların açık rızası olmadan görüntülenmesi amacıyla kullanılabileceğine ilişkin endişelerini dile getiriyor.

Kaliforniya’da Yasa Tasarısı Veto Edildi

Kaliforniya ise farklı bir örnek oluşturuyor. Eyalet yasama organından geçen ve giyilebilir kayıt cihazlarıyla insanların özel alanlarda izinsiz kaydedilmesini cezalandırmayı amaçlayan bir yasa tasarısı Vali Gavin Newsom tarafından veto edildi. Tasarı, soyunma odaları ve doktor muayenehaneleri gibi insanların mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanlarda izinsiz kayıt yapılmasını cezalandırmanın yanı sıra, gelecekte giyilebilir kayıt cihazlarında kayıt yapıldığını gösteren bir ışık veya benzeri uyarı sistemi bulunmasını da zorunlu hale getirmeyi öngörüyordu.

Newsom, tasarının bazı tanımlarının fazla geniş veya belirsiz olduğunu ve mevcut yasaların belirli durumlarda zaten gizli kayıtları düzenlediğini belirterek veto kararını verdi. Dolayısıyla Kaliforniya’da bu tasarının yasalaştığı ve akıllı gözlüklerin yasaklandığı şeklinde bir sonuç çıkarmamak gerekiyor. Tam tersine, örnek teknolojinin nasıl düzenleneceği konusunda yaşanan hukuki belirsizliği gösteriyor.

Tartışmanın Merkezinde Gizlilik Var

Akıllı gözlüklere yönelik bütün bu farklı tepkilerin ortak noktasında gizlilik bulunuyor. Eleştirmenler, özellikle kadınların ve çocukların açık rızaları olmadan kaydedilmesi, görüntülerin internette paylaşılması veya kişilerin farkında olmadıkları kayıtların başka amaçlarla kullanılması ihtimaline dikkat çekiyor.

Bu noktada teknolojiyle ilgili temel sorunlardan biri de kameranın küçülmesi değil, kameranın gündelik yaşamın içine görünmez biçimde yerleşmesi. İnsanlar bir telefon kamerasının kendilerine doğrultulduğunu çoğu zaman fark edebilir. Bir akıllı gözlük kullanıcısının ise karşısındaki kişiyi kaydedip kaydetmediğini anlamak çok daha zor olabilir.

Üreticilerin kayıt sırasında yanan göstergeler kullanması bu soruna karşı bir çözüm olarak sunuluyor. Ancak bu göstergelerin toplumdaki herkes tarafından tanınıp tanınmadığı, yeterince görünür olup olmadığı ve kullanıcıların bunları etkisiz hale getirip getiremeyeceği de tartışılıyor. Dolayısıyla yalnızca teknik bir gösterge koymak, düzenleyiciler açısından meselenin tamamını çözmüş görünmüyor.

Önümüzdeki dönemde tartışmanın daha da büyümesi beklenebilir. Çünkü akıllı gözlükler henüz gelişiminin başında ve cihazlara yeni yapay zekâ özellikleri eklenmeye devam ediyor. Kamera, mikrofon ve yapay zekânın aynı küçük cihazda birleşmesi, daha önce ayrı ayrı ele alınan gizlilik, güvenlik, telif ve kişisel veri sorunlarını tek bir üründe bir araya getiriyor.

Ortaya çıkan tablo şimdilik küresel bir akıllı gözlük yasağından çok, kullanım alanlarını daraltan parçalı bir düzenleme sürecine işaret ediyor. Mahkemeler kendi tesislerini koruyor, okullar çocukların bulunduğu alanlarda kısıtlamalara gidiyor, sinemalar korsanlığa karşı önlem alıyor, bazı hükûmetler kamu çalışanları için yasak seçeneklerini değerlendiriyor ve bazı perakendeciler ürünleri raflardan çekiyor.

Akıllı gözlüklerin geleceğini belirleyecek asıl soru da burada ortaya çıkıyor: İnsanlar bu teknolojinin sağladığı kolaylıkları benimserken, karşılarındaki kişinin de görüntüsünün veya sesinin kaydedilmemesi konusunda aynı ölçüde söz sahibi olabilecek mi?

Şimdilik farklı ülkeler bu soruya farklı yanıtlar veriyor. Ancak Norveç’ten New York’a, Londra’dan Hollanda’ya kadar uzanan gelişmeler, akıllı gözlüklerin yalnızca yeni bir tüketici elektroniği ürünü olarak görülmediğini açıkça gösteriyor. Teknoloji geliştikçe, onunla birlikte kişisel mahremiyetin sınırlarını yeniden tanımlama ihtiyacı da büyüyor.

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…

error: İçerik korunmaktadır !!