e-BİLGİ, e-HABER, e-SAĞLIK

Trafikte Geçen Saatlerin Bedeli

trafikte-gecen-saatlerin-bedeli

Arabanız Beyninizi Yoruyor Olabilir...

12:18:19

Uzun Süre Araba Kullanmak Bilişsel Gerilemeyi Hızlandırabilir

Her gün saatlerce direksiyon başında olmak yalnızca zaman kaybettirmiyor. Uzun süre araba kullanan insanların zihinsel performansında da daha hızlı bir düşüş görülebiliyor. İngiltere’de 500 binden fazla yetişkinin verilerinin incelendiği geniş kapsamlı bir araştırma, özellikle günde iki ila üç saatten fazla otomobil kullanan kişilerde zekâ ve hafıza testlerindeki gerilemenin daha belirgin olduğunu ortaya koydu…

Araştırma, 37 ila 73 yaş arasındaki 500 binden fazla İngiliz yetişkinin yaklaşık beş yıllık takip verilerine dayanıyor. Araştırmacılar katılımcıların günlük yaşam alışkanlıklarını incelerken otomobil kullanımı, televizyon izleme ve bilgisayar kullanımı gibi faaliyetleri de değerlendirdi. Ortaya çıkan tablo dikkat çekiciydi: Uzun süre otomobil kullanan kişilerde bilişsel test puanları, çok az araba kullanan veya hiç kullanmayan kişilere göre daha hızlı düşüş gösterdi.

Bulgular, American Journal of Epidemiology‘de yayımlanan Leicester Üniversitesi araştırmasıyla gündeme geldi. Araştırmanın dikkat çektiği nokta yalnızca direksiyon başında geçirilen saatler değil, bu sürenin insanın günlük yaşamındaki diğer faaliyetlerin yerini alması.

Çünkü mesele sadece araba kullanmak olmayabilir.

Saatlerce Direksiyon Başında

Araba kullanmak dışarıdan bakıldığında yoğun bir zihinsel faaliyet gibi görünüyor. Sürücü yolu takip ediyor, trafik işaretlerini okuyor, diğer araçların hareketlerini izliyor, hızını ayarlıyor ve gerektiğinde anında karar veriyor. Ancak uzun süreli ve özellikle her gün tekrarlanan sürüşlerde durum değişebiliyor.

Aynı güzergâhta yapılan uzun yolculuklar zamanla büyük ölçüde otomatikleşebiliyor. Sürücü yolu tanıyor, dönüş noktalarını biliyor ve birçok hareketi düşünmeden gerçekleştiriyor. Özellikle otoyol gibi monoton sürüş koşullarında zihinsel uyarılma düzeyi de düşebiliyor.

Bu durum, bilgisayar kullanmak, kitap okumak, yeni bir beceri öğrenmek veya sosyal iletişim kurmak gibi zihni farklı yönlerden çalıştıran faaliyetlerden ayrılıyor. Bu tür etkinliklerde problem çözme, karar verme, hafıza, dikkat ve iletişim gibi farklı bilişsel süreçler devreye giriyor.

Uzun süre direksiyon başında kalmak ise aynı yoğunlukta ve çeşitlilikte zihinsel uyarı sağlamayabiliyor.

Stres Ve Yorgunluk

Trafik de işin başka bir boyutu.

Özellikle büyük şehirlerde uzun süre otomobil kullanan kişiler yalnızca hareketsiz kalmıyor, aynı zamanda sürekli dikkat gerektiren bir ortamda bulunuyor. Trafik sıkışıklığı, ani frenler, dikkatsiz sürücüler, korna sesleri ve zaman baskısı sürücünün stres düzeyini artırabiliyor.

Saatler süren yolculukların ardından ortaya çıkan zihinsel yorgunluk da günün geri kalanını etkileyebiliyor. Eve ulaşan kişi fiziksel olarak yorulmuş olmasa bile zihinsel olarak tükenmiş hissedebiliyor. Bunun sonucunda egzersiz yapmak, kitap okumak, arkadaşlarla görüşmek veya başka zihinsel faaliyetlere zaman ayırmak daha zor hale gelebiliyor.

Dolayısıyla uzun sürüşün etkisini yalnızca direksiyon başındaki saatlerle ölçmek yeterli değil. Asıl mesele, bu saatlerin insanın bütün günlük düzenini nasıl değiştirdiği.

Beyin İçin Tekdüzelik

Beyin sürekli olarak farklı uyaranlarla karşılaştığında farklı bilişsel süreçleri kullanıyor. Yeni bir şey öğrenmek, bir problemi çözmek, bir insanla konuşmak veya daha önce karşılaşılmamış bir durum hakkında karar vermek zihinsel açıdan aktif süreçler.

Buna karşılık tekrarlanan ve büyük ölçüde otomatikleşen faaliyetler aynı çeşitlilikte bir bilişsel yük yaratmayabiliyor.

Uzun otomobil yolculuklarının dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor. Sürücü trafikte çevresini izliyor olsa da saatler boyunca aynı pozisyonda, benzer hareketleri tekrarlayarak ve çoğu zaman aynı güzergâhta ilerliyor. Bu durum özellikle yolculukların her gün birkaç saat sürmesi halinde yaşamın önemli bir bölümünü kapsıyor.

Üstelik direksiyon başında geçirilen zaman, başka faaliyetlerden çalınan zaman anlamına da geliyor.

Sosyal Hayat da Etkileniyor

Araştırmacıların dikkat çektiği faktörlerden biri de sosyal izolasyon.

Uzun yolculuk yapan insanların önemli bir bölümü otomobili tek başına kullanıyor. İşe gidiş ve dönüş için her gün birkaç saat harcayan bir kişi, gününün önemli bölümünü diğer insanlardan uzak geçiriyor. Bu da sosyal etkileşim için ayrılabilecek zamanı azaltıyor.

Oysa sosyal iletişim beynin aktif biçimde çalışmasını gerektiriyor. Konuşmak, dinlemek, karşı tarafın söylediklerini anlamak, cevap vermek, farklı görüşleri değerlendirmek ve sosyal durumlara tepki vermek sürekli bilişsel işlem gerektiriyor.

Bu nedenle uzun süreli otomobil kullanımının etkisi doğrudan “araba kullanmak beyni bozuyor” şeklinde okunmamalı. Daha geniş bir tablo söz konusu. Uzun yolculuklar stres ve yorgunluğu artırırken aynı zamanda sosyal etkileşim, fiziksel aktivite ve zihinsel olarak farklı uğraşlar için ayrılabilecek zamanı da azaltabiliyor.

Televizyon da Dikkat Çekiyor

Araştırmanın bir başka dikkat çekici sonucu ise televizyon izleme alışkanlığıyla ilgili.

Günde üç saatten fazla televizyon izleyen kişilerde de bilişsel performans açısından benzer şekilde olumsuz bir ilişki gözlendi. Bu bulgu, araştırmanın yalnızca otomobil kullanımına ilişkin olmadığını gösteriyor.

Burada ortak nokta, uzun süre boyunca daha pasif faaliyetlerde bulunmak olabilir.

Televizyon izlemek elbette her durumda aynı anlama gelmiyor. Bir belgeseli dikkatle takip etmek, haber izlemek veya karmaşık bir yapımı analiz etmek ile saatler boyunca pasif biçimde ekran karşısında oturmak aynı bilişsel etkinlik değil. Ancak uzun süreli televizyon izleme alışkanlığının fiziksel hareketi ve zihinsel açıdan daha aktif faaliyetleri sınırlayabilmesi önemli.

Bilgisayar kullanımı açısından ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Bilgisayar başında geçirilen zaman, yapılan işe göre ciddi biçimde değişebiliyor. Bir kişi saatlerce pasif içerik tüketebilirken başka biri yazı yazabilir, araştırma yapabilir, problem çözebilir, yeni bir şey öğrenebilir veya insanlarla iletişim kurabilir.

Yani yalnızca ekran başında geçirilen süreye bakmak da yeterli değil. Beynin o sırada ne yaptığı önemli.

IQ Düşüyor Demek Doğru mu?

Araştırmanın sonuçları gündeme gelirken en kolay yapılabilecek hata, bulguları “çok araba kullananların IQ’su düşüyor” şeklinde özetlemek.

Araştırmanın ortaya koyduğu şey bundan daha sınırlı ama yine de önemli: Uzun sürüş süreleri ile zaman içinde bilişsel test puanlarının daha hızlı gerilemesi arasında bir ilişki bulunuyor.

Bu, otomobil kullanımının tek başına bilişsel gerilemenin nedeni olduğunu kanıtlamıyor.

İnsanların yaşam biçimleri birbirinden farklı. Yaş, eğitim, çalışma koşulları, uyku düzeni, fiziksel aktivite, sosyal yaşam ve genel sağlık gibi pek çok faktör bilişsel performansı etkileyebiliyor. Uzun süre araba kullanan bir kişinin aynı zamanda masa başında çalışan, daha az egzersiz yapan, daha az uyuyan veya gününün büyük bölümünü yalnız geçiren biri olması da mümkün.

Bu nedenle araştırmanın sonuçlarını bir neden-sonuç ilişkisi olarak değil, dikkat çekici bir ilişki olarak değerlendirmek gerekiyor.

Şehir Hayatının Görünmeyen Bedeli

Araştırmanın asıl dikkat çekici tarafı belki de burada.

Büyük şehirlerde işe gidip gelmek için her gün bir veya iki saat otomobil kullanan milyonlarca insan açısından bu süre, yaşamın sıradan bir parçası haline gelmiş durumda. Daha uzun mesafelerde ise günlük yolculuk süresi birkaç saate çıkabiliyor.

İnsanlar çoğu zaman bunun bedelini yalnızca kaybedilen zaman üzerinden hesaplıyor.

Oysa birkaç saatlik yolculuk; uyku, egzersiz, sosyal hayat, dinlenme ve zihinsel faaliyetler için kullanılabilecek zamanı da ortadan kaldırıyor. Eve geç ulaşan kişi daha geç yemek yiyebiliyor, daha az hareket edebiliyor, daha erken yorulabiliyor ve uyku düzeni bundan etkilenebiliyor.

Dolayısıyla uzun süre otomobil kullanmanın bilişsel performansla ilişkisi, yalnızca direksiyon başında yaşananlarla açıklanamayacak kadar geniş bir konu.

Beyni Aktif Tutmak Önemli

Bu araştırmadan çıkarılabilecek en makul sonuç, otomobili tamamen hayatımızdan çıkarmamız gerektiği değil. Modern yaşamda bu zaten çoğu insan için gerçekçi değil.

Ancak günün önemli bölümünü direksiyon başında geçiren kişiler açısından geri kalan zamanın nasıl kullanıldığı önem kazanıyor.

Fiziksel hareket etmek, sosyal ilişkileri sürdürmek, yeni şeyler öğrenmek, okumak, zihinsel olarak aktif faaliyetlere zaman ayırmak ve düzenli uyumak, günlük yaşamın daha dengeli hale gelmesine katkı sağlayabilir.

Özellikle uzun yolculukların arasında mola vermek de yalnızca sürüş güvenliği açısından değil, fiziksel ve zihinsel yorgunluğun azaltılması açısından önem taşıyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, modern şehir yaşamının gözden kaçan bir başka yönünü gösteriyor. Trafikte geçirilen saatler yalnızca benzin, zaman ve sabır tüketmiyor. Günün geri kalanından da pay alıyor.

Ve belki de asıl soru şu: Direksiyon başında geçirilen birkaç saatin bedeli gerçekten sadece birkaç saat mi?

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen çevrenizle paylaşınız…
Etiketler: , ,
error: İçerik korunmaktadır !!