Rusya Neden Destekliyor?..
14:14:46
İsviçre Tarafsızlığını Oyluyor
İsviçre bugün yalnızca bir anayasa değişikliğini oylamıyor. Ülkenin yüzyıllardır sahip olduğu tarafsızlığın gelecekte nasıl uygulanacağı sandıkta belirleniyor. İsviçreli seçmenler, tarafsızlığı daha da katı kurallara bağlayacak bir halk girişimi için sandık başına giderken, tartışmanın merkezinde tek bir soru bulunuyor: İsviçre değişen dünyada ne kadar tarafsız kalabilir?..
“İsviçre Tarafsızlığını Koruma” girişimi kabul edilirse ülkenin tarafsızlığı Federal Anayasa’ya çok daha ayrıntılı biçimde yazılacak. İsviçre’nin tarafsızlığı “sürekli ve silahlı” olarak tanımlanacak; ülkenin askeri veya savunma ittifaklarına katılması ve bu ittifaklarla barış zamanında işbirliği yapması sınırlandırılacak. Daha da önemlisi, savaşan ülkelere karşı Birleşmiş Milletler tarafından zorunlu tutulmayan ekonomik yaptırımlar uygulanamayacak.
İlk projeksiyonlar ise girişimin sandıktan ağır bir yenilgiyle çıkacağına işaret ediyor. Günün erken saatlerinde yayımlanan tahminlere göre seçmenlerin üçte ikisinden fazlasının girişime “hayır” demesi bekleniyor. Ancak bunlar nihai sonuç değil; kesin tablo resmi sayımın tamamlanmasıyla ortaya çıkacak.
Tarafsızlığın Sınırı Nerede?
İsviçre’nin tarafsızlığı yeni bir kavram değil. Ülkenin Federal Anayasası’nda 1848’den beri yer alan tarafsızlık, İsviçre’nin uluslararası kimliğinin temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor. Bern yönetimi de bugünkü oylamanın “İsviçre tarafsız kalacak mı?” sorusunu gündeme getirmediğinin özellikle altını çiziyor. Tartışılan konu, tarafsızlığın gelecekte nasıl uygulanacağı.
İsviçre’nin geleneksel yaklaşımı, ülkenin başka devletler arasındaki savaşlara katılmamasını ve askeri tarafsızlığını korumasını öngörüyor. Ancak tarafsızlık, İsviçre’nin uluslararası gelişmeler karşısında hiçbir şey yapamayacağı anlamına gelmiyor.
Bu ayrım özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından belirginleşti. İsviçre, askeri olarak savaşa katılmadı ancak Rusya’ya yönelik Avrupa yaptırımlarına katıldı. Aynı dönemde NATO ülkeleriyle savunma ve eğitim alanlarındaki temaslarını da artırdı. İşte bugün sandığa götürülen girişim, tam olarak bu tür uygulamaların gelecekte ne ölçüde mümkün olabileceğini değiştirmeyi amaçlıyor.
Yaptırımların Önemi
Girişimin en dikkat çekici maddelerinden biri ekonomik yaptırımlarla ilgili.
Öneri kabul edilirse İsviçre savaşan devletlere karşı yaptırım uygulamayacak. Bunun temel istisnası Birleşmiş Milletler tarafından kararlaştırılan yaptırımlar olacak. Ayrıca yaptırımların aşılmasını önlemeye yönelik bazı tedbirler de kapsam dışında tutulacak.
Bu madde, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle özellikle önem kazanmış durumda. İsviçre’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılması, ülkede tarafsızlığın sınırlarının aşıldığını düşünen çevrelerin tepkisini çekmişti.
Girişimi destekleyenler ise bunun tam tersini savunuyor. Onlara göre tarafsızlığın anlamı, ülkenin bir savaşta taraf olmamasıyla sınırlı kalmamalı. İsviçre’nin ekonomik yaptırımlar yoluyla herhangi bir çatışmanın taraflarından birine karşı pozisyon alması da tarafsızlık anlayışına aykırı.
Bu nedenle oylama, yalnızca anayasal bir düzenleme tartışması olmaktan çıkıp İsviçre’nin Rusya ve Avrupa karşısındaki gelecekteki tutumuna ilişkin daha geniş bir tartışmaya dönüşmüş durumda.
NATO İle İşbirliği
İşin diğer tarafında NATO var.
İsviçre NATO üyesi değil ve yakın gelecekte NATO‘ya katılma yönünde bir politika da izlemiyor. Ancak son yıllarda Avrupa’nın güvenlik ortamındaki değişim, Bern’in NATO ülkeleriyle askeri işbirliğini artırmasına yol açtı.
Girişim kabul edilirse İsviçre’nin herhangi bir askeri veya savunma ittifakına katılması yasaklanacak. Dahası, böyle bir ittifakla barış zamanında işbirliği yapılması da İsviçre askeri saldırı altında değilse veya saldırı hazırlığı söz konusu değilse mümkün olmayacak.
Bu, NATO üyeliğinden çok daha farklı bir tartışma. Çünkü mesele İsviçre’nin NATO‘ya girip girmemesi değil; NATO üyesi ülkelerle savunma, eğitim ve güvenlik alanlarında ne ölçüde birlikte hareket edebileceği.
Federal Konsey bu nedenle girişimin İsviçre’nin güvenlik politikasını gereksiz biçimde daraltacağını savunuyor. Hükûmete göre tarafsızlık, değişen koşullara cevap verebilecek kadar esnek olmalı. Girişimin destekçileri ise tam tersine, tarafsızlığın ancak kesin anayasal sınırlarla korunabileceğini düşünüyor.
SVP Girişimin Arkasında
Girişimin başlıca siyasi destekçisi sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP). Parti, İsviçre’nin özellikle Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmasını ve NATO ülkeleriyle artan güvenlik işbirliğini tarafsızlığın geleneksel anlamından uzaklaşma olarak değerlendiriyor.
İsviçre Federal Konseyi ve Parlamento ise girişimin reddedilmesini istiyor. Hükûmet, mevcut tarafsızlık politikasının ülkenin bağımsızlığını ve güvenliğini korurken uluslararası krizlere karşı gerekli esnekliği de sağladığını savunuyor. Federal Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, ağustos ayında kampanyayı başlatırken İsviçre’nin geçmişte olduğu gibi gelecekte de tarafsız kalacağını, tartışmanın tarafsızlığın hangi biçimde uygulanacağı konusunda olduğunu vurguladı.
Rusya Neden Destekliyor?
Oylamayı İsviçre sınırlarının dışına taşıyan en önemli ayrıntılardan biri de Kremlin’in girişime verdiği destek.
Rusya’nın girişimi olumlu karşılamasının nedeni açık: Daha katı bir tarafsızlık anlayışı İsviçre’nin Rusya’ya yönelik bağımsız yaptırımlar uygulamasını zorlaştıracak ve NATO ülkeleriyle güvenlik işbirliğinin kapsamını daraltacak.
Bu durum, İsviçre’deki tartışmayı daha da hassas hale getiriyor. Girişimin karşıtları, böyle bir anayasal düzenlemenin İsviçre’nin Avrupa’daki ortaklarıyla hareket etme kapasitesini azaltabileceğini ve ülkenin dış politika alanındaki seçeneklerini daraltabileceğini savunuyor. Reuters da Moskova’nın girişime verdiği desteğin bu tartışmanın önemli unsurlarından biri olduğunu aktarıyor.
Arabuluculuk Rolü Ne Olacak?
İsviçre’nin tarafsızlığı yalnızca savaşlardan uzak durma politikası değil. Ülke, tarafsızlığının sağladığı konumu uluslararası arabuluculuk ve “iyi hizmetler” için de kullanıyor.
Cenevre’nin uluslararası diplomasi açısından taşıdığı önem bunun en görünür örneklerinden biri. İsviçre, tarafsız ülke kimliği sayesinde farklı tarafların aynı masada buluşabildiği diplomatik görüşmelere ev sahipliği yapabiliyor.
Girişimin metni de İsviçre’nin tarafsızlığını arabulucu rolünü yerine getirmek için kullanmasını öngörüyor. Dolayısıyla destekçiler açısından mesele yalnızca yaptırımlardan veya NATO‘dan uzak durmak değil; İsviçre’nin klasik tarafsızlık modelini anayasal güvenceye almak.
Sandıktan Çıkan Mesaj
İsviçre’deki oylamanın asıl önemi de burada ortaya çıkıyor. Sandıktaki soru “İsviçre tarafsız olacak mı?” değil. Çünkü ülke zaten tarafsız ve Federal Konsey de bu politikanın devam edeceğini açıkça söylüyor.
Asıl soru çok daha somut: İsviçre, tarafsızlığını bugünkü esnek yorumuyla mı sürdürecek, yoksa bunu anayasal olarak çok daha katı kurallara mı bağlayacak?
İlk projeksiyonlar seçmenin ikinci seçeneğe mesafeli olduğunu gösteriyor. İsviçre Yayın Kurumu’nun oylama öncesindeki araştırmalarında da girişime desteğin gerilediği görülmüştü. Bugünkü ilk projeksiyonların ardından girişimin üçte ikiden fazla oyla reddedilmesinin beklendiği bildiriliyor.
Kesin sonuç ne olursa olsun, bu oylama İsviçre’nin tarafsızlık anlayışının artık eski dünyadaki kadar basit olmadığını gösteriyor. Ukrayna savaşı, Avrupa’nın güvenlik mimarisindeki değişim, Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve NATO‘nun Avrupa’daki rolünün büyümesi, İsviçre’nin onlarca yıldır sürdürdüğü denge politikasını yeni bir sınavla karşı karşıya bıraktı.
Bugünkü referandum işte bu nedenle yalnızca İsviçre’nin kendi iç siyasetini ilgilendiren bir oylama değil. Aynı zamanda tarafsız bir ülkenin, çevresindeki dünya giderek daha fazla kutuplaşırken ne kadar tarafsız kalabileceği sorusunun da sandıktaki karşılığı.